(6762 S. K. m. 56)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.02.2009 tarih ve 2006/762 - 2009/8 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.05.2011 gününde davacı avukatı S. C. gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi P. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının 18.08.2000 tarihinden itibaren 25. sınıfta yer alan emtiada tescilli olan BNG markasının müvekkili şirket adına 07.05.1998 tarihinden itibaren 03, 18 ve 25. sınıflarda tescilli bulunan BGN markası ile iltibas yaratarak haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli söz konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının faaliyetleri sırasında kullandığı BNG ibaresini taşıyan tabela, antetli kağıt, unvan kaşesi, kartvizit gibi haksız rekabet yaratan emtiaların toplatılmasına, haksız rekabetten dolayı 10.000,00 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 18.08.2000 tarihinden itibaren iyiniyetle tescil ettirdiği markasını tasarımı kendisine ait ürünlerde kullandığını, davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacı adına tescilli BGN BEGGON markası ile müvekkiline ait BNG markasının farklı olup, aralarında iltibas bulunmadığını, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı adına tescili yapılan markanın BHG ibareli olduğu, davalı markasının tescilinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde işbu davanın açılmış olması nedeniyle davalı yanın zamanaşımı iddiasının yerinde görülmediği, taraf markalarının iltibas yönünden karşılaştırılması yapıldığında her iki markadaki ortak sınıfın 25. sınıf ürünler yönünden olup, markalardaki harflerden ikisinin ortak olduğu ancak davacı markasında BGN harflerinin altında ikinci g harfi ters yazılmak suretiyle BEGGON ibaresinin de mevcut bulunduğu, davaya konu olan davalı markasında ise şekil bulunmayıp sadece BHG harflerinin g harfi küçük yazılmak suretiyle düzenlendiği, her iki markanın telaffuzunun farklı olduğu gibi görsel olarak da benzemedikleri, ortak sınıf ürünler yönünden orta düzeydeki tüketicilerin markaları karıştırmayacakları ve bu halde de markalar arasında iltibas bulunmadığı ve davalının tescilli markasının kullanılması nedeniyle manevi tazminat istemiyle ilgili koşulların da oluşmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalıya ait tescilli markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmaması nedeniyle bu yöne ilişkin istemin reddine karar verilmesinin yerinde olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Ancak, davacı davalının ticari faaliyetleri sırasında BNG markasını kullandığını, bu şekildeki kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının bu şekilde yarattığı haksız rekabetin önlenmesi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Davalı adına tescilli davaya konu markanın TPE nezdinde BHG olarak ve özel bir yazımla tescilli bulunduğu anlaşılmıştır. Marka sahibinin markasını tescil ettirdiği şekildeki kullanımı yasal koruma altında olup, bu şekildeki bir kullanım marka sahibi için hem bir hak hem de bir yükümlülük oluşturmaktadır. Yasanın sağladığı koruma tescil edilen işarete ilişkindir. Marka sahibi markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmıyorsa, tescilli işaretten farklı bir kullanımı mevcutsa bu durumda söz konusu kullanıma yasal koruma sağlanamaz. Somut olaya gelindiğinde davacı, davalının markasını ticari faaliyetlerinde tescil edildiği şekilde kullanmadığını, ticari faaliyeti sırasındaki kullanımının kendi tescilli markasıyla iltibas yarattığını ileri sürmektedir. Bu durumda mahkemece, davacının dayandığı delillerin toplanarak, davalının markasının tescilli olduğu şekilden farklı şekilde kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi, farklı şekilde kullandığının tespiti halinde ise bu kullanımın davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, bu durumun haksız rekabet yaratıp yaratmadığının değerlendirilerek sonucuna göre haksız rekabete dayalı istemler yönünden bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar üzerinde durulmadan, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825.00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy