(4721 S. K. m. 2) (556 S. KHK. m. 14, 42)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05.03.2009 tarih ve 2007/16-2009/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2011 gününde davacı avukatı Candaş Gürol gelip, davalı vekili tebligata rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Deniz Bilir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin otomotiv sektöründe dünyanın en büyük üreticisi olduğunu ve Türkiyede de yakından bilindiğini, HUMMER markalı araçların ilk versiyonunun 1979 yılında hazırlandığını, Amerikan ordusunda kullanılageldiğini, daha sonra sivil versiyonlarının üretildiğini, markanın tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin 5.5.2000 tarih ve 2000/8650 nolu markanın sahibi olduğunu, yine 21.3.2005 tarihinde HUMMER ibaresi için başvuru yaptığını, davalının bir dönem HUMMER markalı araçların Türkiyedeki distribütörlüğünü üstlendiğini ve bu dönemde davaya konu 4.8.1998 tarih ve 200.022 nolu HUMMER, 4.8.1998 tarih ve 201392 nolu HUMMER, 7.5.1997 tarih ve 181840 nolu HUMMER+şekil; 4.8.1998 tarih ve 199307 nolu HUMMER+şekil markalarını kendi adına tescil ettirdiğini, davalının sadece ibareleri değil, silueti kendilerine ait araçları da marka olarak tescil ettirdiğini ancak davalının bu markaları kullanmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli 181840 numaralı HUMMER şekil, 199307 HUMMER şekil, 200022 numaralı HUMMER ve 201392 nolu HUMMER markalarının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının İstanbul 1 nolu FSHHMnin 2005/399 esas sayılı dosyasında da hükümsüzlüğe ilişkin talepte bulunduğunu ve davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının uzun bir süre sessiz kaldığını, MK.2 maddesi uyarınca davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin markalarını ciddi şekilde kullandığını, HUMMER markasının tescilli olduğu tüm sınıflar için kullanıldığını, projeler geliştirildiğini, web sayfalarında, kataloglarında gerek kendi gerekse lisans verdiği kimseler tarafından kullanıldığını, AR-GE çalışmalarıyla resmi ve özel kurumlarda kullanıldığını, davacının kötüniyetle bu davayı açtığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul 1 nolu FSHHMnin 2005/399 esas sayılı dosyasının tarafları aynı olmakla birlikte konularının farklı olduğu, davalı şirketin iflas etmesinin markanın kullanılmaması için başlı başına haklı bir neden oluşturmayacağından, davanın esasına girilerek gerekli araştırma ve incelemenin yapıldığı, davalı tarafından dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde davalı tarafın HUMMER markasını lisans sözleşmelerine konu ettiği, projelerde kullandığı 556 sayılı KHKnin 14 üncü maddesine dayalı hükümsüzlük şartlarının somut dava dosyasında gerçekleşmediği, davacı tarafından markanın ciddi olarak kullanımına ilişkin değişik mahkemelerden verilen kararları itiraz dilekçesine eklediği anlaşılmış ise de, hukuki gerekçenin somut dava dosyalarına göre şekillendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 Sayılı KHK'nin 14 ve 42/1-(c) maddeleri uyarınca açılan davalı adına tescilli 181840 numaralı HUMMER+şekil, 199307 HUMMER+şekil, 200022 numaralı HUMMER ve 201392 nolu HUMMER markalarının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
556 Sayılı KHK'nin 14 üncü maddesine göre, markanın tescil tarihinden itibaren haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde marka iptal edilir. Aynı KHK'nin 42/1-(c) bendine göre de, 14 üncü maddeye aykırılık hükümsüzlük nedenidir. Bu hükümlerle, tescilli marka hakkı sahibine markanın tescil edildiği mal veya hizmetler de kullanılması zorunluluğu getirilmiştir. Markanın tescil edildiği tarihten itibaren kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesinin müeyyidesi ise, yukarıda açıklanan hükümlerde belirtilen koşulların oluşması halinde açılacak dava sonunda markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesidir.
Mahkemece, davalı markalarının tescilli olduğu sınıflardaki mal/hizmet üzerinde kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı tarafından kullanıma yönelik olarak sunulan faturalardan uyuşmazlık konusu HUMMER markasını taşıyan emtialara ilişkin lisans ve franchise bedelinin tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporunda faturalara dayanılarak davalının davaya konu markaları KHK 14 üncü maddesi anlamında kullandığı yönünde görüş belirtilmiş ise de söz konusu kullanımın KHK 14. ve 42 nci maddeleri anlamında bir kullanım olarak nitelendirilmesi için ciddi kullanım olduğunun davalı tarafından kanıtlanması gerekir. Ciddi kullanımın ispatı için salt lisans faturalarının ibrazı yeterli olmayıp ayrıca lisans verilen dava dışı şirketlerinde söz konusu ürünler üzerinde markasal kullanımları bulunduğunun ispatı gerekir. Lisans sözleşmesi sicile kaydedilmemiş olsa bile, dava konusu markaların sahibi olan davalının lisans alanlarca yapılan kullanmadan 556 sayılı KHK'nın 14. ve 42 nci maddeleri uyarınca yararlanması, ancak lisans alanlarında ciddi kullanımı olduğu taktirde mümkün olabilecektir. Bu durumda mahkemece davalıdan faturalarda geçen lisanslara ilişkin kullanıma dair delilleri istenilerek söz konusu kullanımın dava konusu markaların kapsadığı emtia ve hizmetlerle örtüşüp örtüşmediği ayrı ayrı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy