(6762 S. K. m. 529, 551) (7201 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.03.2009 tarih ve 2007/669-2009/89 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı ve müdürü iken diğer davalının şirketin mali durumuna ilişkin bilgi vermediğini, noterden gönderdiği ihtarnameye rağmen davalı L. M.nin bu tutumunu sürdürdüğünü, müvekkilinin 29.01.2007 tarihinde adresini değiştirdiğini, bu değişikliği de gönderdiği ihtarnamede belirttiğini, davalı L. M.nin 18.06.2007 tarihli ortaklar kurulu kararı ile sermaye artırımının gerçekleştirilmediği gerekçesiyle müvekkilini ortaklıktan çıkardığını, çıkarma kararının dayanağını oluşturan 09.04.2007 tarihli ihtarnamenin kendisine ulaşmadığını, 01.05.2007 tarihli ihtarnamenin ise usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, ortaklıktan çıkarma kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, 18.06.2007 tarih, 2007/1 nolu kararın iptaline, davalı şirkete kayyım atanmasına, malvarlığı üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının TTK. 529. maddesi gereği sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini, davacıya usulüne uygun olarak sermaye koyma borcunun yerine getirilmesi için bilinen adresine iki ayrı ihtarname çekildiğini, buna rağmen sermaye koyma borcu yerine getirilmediği için ortaklıktan çıkarıldığını, çıkarma kararından sonra bu hissenin H. T. Y.ye satıldığını, iptal talebinin yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin iki ortaklı olduğu, davacının 1.900 TLlik, davalı L. M.nin 3.100 TLlik hissesinin bulunduğu, 2002 yılında şirketin 1.000 TL olan sermayesi 4.000 TL artırılarak 5.000 TLye çıkarıldığı, davacının sermaye artırımında üzerine düşen payı ödemediği, sermaye artırım borcunu yerine getirmesi için davacıya çekilen 1. ihtarnamenin davacının 29.01.2007 tarihinde adresini nakil aldığı eski adresine gönderildiği ve bu ihtarnamenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, 2. ihtarnamenin ise Tebligat Kanununun 21. maddesine uygun olarak tebliğ edildiği, ancak TTK. 529. maddesindeki iki haklı ihtar şartının yerine getirilmediği, ayrıca iki ortaklı şirketlerde TTK. 551. maddesine göre ortaklıktan çıkarma talebinde bulunulamayacağı, bu durumda ancak fesih veya tasfiye istenebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 18.06.2007 tarih, 2007/1 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ NEDENİYLE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
E: 2007/669
K: 2009/89
T: 10.03.2009
Davacı vekili 18.9.2007 tarihli dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 15.2.2006 tarihi itibarı ile davalı şirketin %40 oranında hissedarı olduğunu ve 2.11.2006 tarih, 2006/2 karar nolu ortaklık kurulu kararı ile diğer hissedar L. M. ile birlikte müşterek yetkili olarak 5 yıl süreli şirket müdürlüğüne seçildiğini bilahare ortaklar arasında anlaşmazlıklar çıktığını davalı L. M.nin şirketin mali konularda müvekkiline bilgi vermediğini buna karşılık yaptığı her işin onaylanmasını istediğini, müvekkilinin Kadıköy 10. Noterliğinden çektiği 30.3.2007 tarihli ihtarname ile taleplerini dile getirdiğini, ancak davalının bu tutumunu sürdürdüğünü ve müvekkilinin şirkete sokulmadığını davalının çektiği ihtarnameleri de kasıtlı olarak tebliğ etmediğini müvekkilinin 29.1.2007 tarihinde adres değişikliği yaptığını ve bu değişikliği ilk çektiği ihtarnamede davalı tarafa bildirdiğini davalı L. M.nin 18.6.2007 tarihinde tek başına yaptığı toplantı da aldığı 2007/1 sayılı karar ile müvekkilini ortaklıktan çıkardığını bu çıkarma kararının dayanağını oluşturan Sarıyer 2. Noterliğinden adına düzenlenen 9.4.2007 tarihli 3086 yevmiye nolu, sermaye borcunun ödenmesi konulu ihtarnamenin kendisine tebliğ edilmediğini ve hiçbir şekilde bu ihtardan muttali olmadığını aynı mahiyette 1.5.2007 tarihli ihtarnamenin de usulüne uygun tebliğ edilmediğini bu nedenle ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararın yasal şartları taşımadığını belirterek hukuka aykırı olarak kötü niyetle ve usulsüz tebligata dayanılarak verilen 18.6.2007 tarih,2007/1 nolu kararın iptaline, davalının müvekkilini zararına olabilecek hukuki tasarruflarının önlenmesi bakımından şirkete kayyım atanmasına ve mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili yazılı beyanlarında davalı şirketin 2006 Ocak tarihi itibarı ile ortakları L. M. ve S. A. iken Sın devlet memuru olmasının getireceği risklerin göz önüne alınıp hisselerinin şirkette ofis boy olarak çalışan C. A.ya devredildiğini davacının bu devirden sonra L. ile kişisel yakınlık kurduğunu ve manevi baskı altında kendisini şirkete müdür olarak tayin ettirdiğini, aslında davalı şirkette hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını bunun üzerine müvekkili şirketin TTKnın 529. maddesine dayalı olarak sermaye koyma borcunu yerine getirmesi için davacıya 9.4.2007 tarihli ve 1.5.2007 keşide tarihli 2 ayrı ihtar çektiğini davacının borcunu yatırmaması üzerine ortaklığına son verildiğini belirterek davalıya ait olan hisselerin ortaklıktan çıkarma kararından sonra H. T. Y.a satıldığını, çıkarma kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ihtarların davacının bilinen adresine usulüne uygun tebliğ edildiğini aksine davacının çektiği ihtarnamenin tebliğinin usulsüz olduğunu belirterek davacının tedbir talebinin şirkete kayyım atanması talebinin ve iptal talebinin yasaya aykırı olduğunu belirterek reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava TTKnın 536. maddesinin yollaması ile TTKnın 381. maddesi hükmüne göre açılmış olup ortaklar kurulu kararının iptali istemini içermektedir.
Davalı şirketin ticaret sicil Memurluğundan celbolunan sicil dosyası ana sözleşmesi 18.6.2007-2007/1 sayılı kararı ve sonradan davacı hisselerinin devrine ilişkin alınan kararlar, dosyaya sunulan ihtarnameler davalı şirketin ticari defterleri soruşturma evrakları ve sunulan ceza mahkemesi kararları ve tüm dosya üzerinde inceleme yapan bilirkişilerin sundukları rapor davanın delillerini oluşturmaktadır.
İptali istenilen kararın alındığı tarih itibarı ile davanın yasal 3 aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı görülmekle, davanın esasına girilmiştir.
TTKnın 529. maddesi sermaye koyma borcunu tayin edilen müddet içinde yerine getirmeyen ortak temerrüt faizinin ve şirket mukavelesine cezai bir şart konmuşsa bunu da ödemekle mükelleftir. Noter marifeti ile ve 15 günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan ihtara rağmen sermaye koyma borcunu ödemeyen ortak şirketten çıkarılabilir. Çıkarılan ortağın ödemediği borçtan dolayı mesuliyeti eskisi gibi devam eder hükümlerini içermektedir.
Şirketin celpolunan sicil dosyasından müseccel adresinin İstanbul Şişli D: 8 olduğu 1.3.2006 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan tescile göre davacı C. A.nın 1.900.00 TLlik, L. M.in 3.100,00 TLlik hissesinin bulunduğu yani şirketin iki ortaklı olduğu dava konusu edilen 18.6.2007 gün 2007/1 nolu karar incelendiğinde L. M.nin huzurunda yapılan toplantı da şirketin 1.000,00 TL olan sermayesinin 29.11.2002 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 4.000,00 TL arttırılarak 5.000,00 TL ye çıkarıldığı şirket ortağı C. A. sermaye arttırımında taahhüt edilen payını ödemediği kendisine sermaye borcunu ödemesi için ihtarda bulunulduğu çekilen ihtarlara rağmen sermaye taahhüt borcu ödenmediğinden C. A.nın şirket ortaklığından ihracına karar verildiği ve ihraç işleminden sonra şirket hissedarları ve hisse durumunun 3.100,00 TL si L. M. 1.900,00 TL E.A.J. İç ve Dış Tic Ltd Ştiye ne ait olduğu şirket müdürü C. A.nın müdürlük sıfatı ve imza yetkisinin kaldırılmasına dair karar verildiği görülmüştür. Davalı L. M. bu karardan sonra şirket adına olan 1.900,00 TL tutarındaki hisseyi 19.9.2007 tarihinde Beyoğlu 19. noterliğinde düzenlenen Ltd Şti Hisse Devri Sözleşmesi ile H. T. Y.a devretmiş, aynı gün 2007/3 nolu kararı ile de devir hususunun ve hissedarlığın tescil ve ilanına karar alarak kararı sicil gazetesinin 27.9.2007 günlü ve sayısında tescil ve ilan ettirmiştir. Davalılar ortaklıktan çıkarma kararının dayanağı olarak davacıya Sarıyer 2. Noterliğinden keşide ettiği 9.4.2007 tarihli ve 1.5.2007 tarihli ihtarnameleri göstermiştir. Çekilen 1. ihtarname davacının 29.1.2007 tarihinde ilgili muhtarlıktan nakil aldığı yani değiştirdiği adresine yapıldığını iddia etmiş davalı taraf buna karşın davacının sunduğu nakil suretinin gerçek olmadığını iddia edip nakil tarihini 28.4.2007 olduğuna ilişkin belge sunmuş, davacı ise bu belgenin sahte olduğunu iddia ederek şikayette bulunmuş ilgili mahalle muhtarı naklin 29.1.2007 tarihinde yapıldığını doğrulayarak, davalının dosyaya sunduğu belgedeki tarihin işlerinin yoğun olması nedeni ile yanlış bildirdiğini beyan etmiş dolayısıyla davacıya çekilen ilk ihtarnamenin usulüne uygun tebliğ edilmediği görülmüştür. İkinci ihtarname ise davacının tevziat saatlerinde işte olması sebebi ile tebligat kanunun 21. maddesine uygun olarak tebliğ edildiği kabul edilse dahi TTKnın 529. maddesinde belirtilen iki ihtarın yerine getirilmediği görülmüştür. Bunun dışında davalı L. M.nin iki kişilik ortaklıkta diğer ortağı ortaklıktan çıkarma kararının yasaya uygun olup olmadığı hususu davamızda ayrıca önem taşımaktadır. TTKnın 512/1. maddesi uyarınca tüzel kişiliğe haiz Ltd Ştilerde ortak sayısı aynı yasanın 504/1. maddesindeki emredici nitelikteki hükmüne göre 2 kişiden az ve 50 kişiden çok olamaz. Bu hükme göre Ltd. Ştiin kuruluşunda en az 2 ortağın mevcudiyeti zorunlu bir koşuldur. Her ne kadar TTK. nın 504/2. maddesi ortak sayısının 1e inmesi halinde uygun bir süre içinde bu eksikliğin tamamlanması olanağını tanımış ise de bu hususun ancak ortaklardan birinin ölümü ve medeni haklarını kullanma ehliyetini kaybetmesi hallerine hasredildiği ve bu nedenle Ltd Ştiin tek ortaklı bir şirket şeklinde devam etmesinin mümkün olmadığı bu gibi durumlarda şirketin fesih ve tasfiyesinin gerektiği TTKnın 551. maddesindeki düzenlemelerden ve bunu teyit eden Yargıtay Kararlarından da iki ortaklı şirketlerde TTKnın 551. maddesi hükmüne göre iki ortaklı şirketlerde diğer ortağın çıkarılmasının istenemeyeceği anlaşıldığından tarafların ihtarnamelerin tebliğ ile ilgili iddiaları ve bu hususta ilgili C. Başsavcılıklarına yaptıkları şikayetler ve akabinde açılan davaların neticesi sonuca etkili görülmediğinden sonuçları beklenmeyerek davalı şirketin 18.6.2007 günlü 2007/1 nolu kararının iptali gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan nedenlerle,
1- Davacı vekilinin davasının kabulü ile davalı şirket ortaklar kurulunun 18/06/2007 gün ve 2007/1 nolu kararının iptaline
2- İcranın geri bırakılmasına dair verilen kararın hüküm kesinleşinceye kadar devamına,
3- Davacı vekilinin yerinde görülmeyen kayyım atanması talebinin reddine
4- Harçlar Kanununa göre alınması gereken 15,60 TL ilam harcının peşin yatırılan harçtan mahsubu ile bakiye 2.50 TLnin davalıdan alınarak hazineye gelir kayıt edilmesine,
5- Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesap ve takdir olunan 575,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine.
6- Davacı yanca yapılan toplam 929,20 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine.
Dair taraf vekillerinin yüzünde, temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10.03.2009 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy