(1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.3.2009 tarih ve 2008/562 - 2009/158 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erol Kaplan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortaklığından 9.12.2004 tarihinde çıkarıldığını, itiraz edilmeyen bu kararın kesinleştiğini, üyeliği süresince müvekkilinin davalı kooperatife 18.402 USD ödediğini, 2003 yılına ilişkin genel kurulda çıkan veya çıkarılan ortaklara yapılacak ödemelerin 3 yıl ertelenmesine karar verildiğini, ancak müvekkilinin bu tarihten sonra ortaklıktan çıkarıldığı için alınan kararın müvekkilini bağlamayacağını, kararın yasal koşulları taşımadığını ileri sürerek, 18.402 USD'nin tahsil tarihindeki kur üzerinden davalıdan tahsiline, bu meblağa 9.1.2005 tarihinden itibaren dövize uygulanan yasal faizin işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iade alacağının yabancı para üzerinden tahsili yolundaki talebin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira bu yönde alınmış bir genel kurul kararının olmadığını, müvekkili kooperatifin ticari kayıtlarında davacının yabancı para ile ödeme yaptığının görünmediğini, yapılan ödemelerin cari fiyat karşılığının talep edilmesinin mümkün olmadığını, alacağın muaccel olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kooperatifin geri ödemelerin dolar cinsinden yapılacağı hususunda genel kurul kararı aldığı, ancak kooperatif kayıtlarında dolar hesabı olmadığı için bu yönde bir hesaplama yapılamadığı, davalı kooperatifçe dolar cinsinden ödeme tablosu sunulduğundan geri ödemenin de bu şekilde yapılacağı, bu esasa göre yapılan hesaplamada davalının davacıya 18.402 USD ve 418,99 TL ödemesi gerektiğinin belirlendiği, her ne kadar davalı kooperatifçe 1163 Sayılı Kanunun 17/2. maddesi uyarınca geri ödemelerin geciktirilmesine karar verilmiş ise de, davalı kooperatifin geri ödemesi gereken miktarın çok üzerinde tahsil etmediği aidat alacağının olduğu, bu sebeple geri ödemelerin geciktirilmesine ilişkin kararın kabul edilemeyeceği, anılan kanunun 17. maddesi uyarınca davacı alacağının 25.7.2005 tarihinde muaccel olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 18.402 USD'nin 25.7.2005 tarihinden itibaren kamu bankalarının bir yıllık USD cinsinden dövize uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, ihraç sebebiyle kooperatif ortaklığı son bulan ortağın ödediği aidatların tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
1163 Sayılı Kanunun 17. ve yapı kooperatifleri tip anasözleşmesinin 15. maddeleri hükümleri uyarınca, ayrılan ortağın hakları, ortaklıktan çıktığı veya çıkarıldığı yılın bilançosu çerçevesinde iade edilir. Ancak, hakların ödenmesi ise, bu bilançonun kesinleşmesinden, başka bir anlatımla bilançonun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay içinde mümkündür. Dolayısıyla alacak, bilançonun genel kurulca kabulünden bir ay sonra muaccel hale gelir. Ortaklık ilişkisi sona eren kişinin, alacağın muaccel olduğu tarihten önce dava ve takip hakkı bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacı, davalı kooperatifin üyeliğinden 9.12.2004 tarihli karar ile ihraç edilmiş olup, bu karar kendisine 21.12.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu karara itiraz edilmediğinden karar 22.3.2005 tarihinde kesinleşmiştir. 1163 Sayılı Kanunun 3476 Sayılı Kanun ile değişik 16/son maddesi uyarınca haklarında çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine ortak alınamayacağı, bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülüklerinin çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam edeceği düzenlenmiştir. Bu durum karşısında, davacı ortağın çıkarılma kararının 2005 yılı içinde kesinleştiği, 2005 yılına ait bilançonun 24.6.2006 tarihli genel kurulda kabul edildiği, bir aylık süre de eklendiğinde alacağın 25.7.2006 tarihinde muaccel hale geldiği, temyize konu davanın ise henüz alacak muaccel olmadan önce 21.7.2006 tarihinde harcı yatırılmak suretiyle açıldığı gözetilerek be sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine gerek olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy