(556 S. KHK. m. 9, 62, 64)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 08.04.2009 tarih ve 2004/79-2009/113 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl davada davacı ve birleşen davada davalı vekiliyle asıl davada fer'i müdahil ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.07.2011 gününde davacı-karşı davalı B. K. avukatı Sezgin Baş ile davalı -karşı davacılar A. Gıd. Tem. Ltd. Şti. ve davalı Haşim Sağır avukatı S. M. Ç., fer'i müdahil avukatları S. A., A. G., A. K. gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin maliki bulunduğu B. K. ve W. markalarının Türkiye'deki kullanım ve kullandırma hakkının T. Gıda A.Ş.'ne ait olduğunu, davalının bir lisans sözleşmesi yapmadan müvekkilinin markalarını izinsiz olarak kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek, davalının müvekkiline ait marka hakkına tecavüzünün tespit ve önlenmesini, şimdilik (10.000) USD'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili şirketin 18 ay gibi uzun bir süre T. Gıda A.Ş. ile yaptığı sözlü anlaşma uyarınca davacıya ait markaları kullandığını, hukuka aykırı bir durumun olmadığını savunarak davanın reddini istemiş; birleşen davada, müvekkilinin davalılar B. K. Corporation ve T. Gıd. A.Ş. ile sözlü anlaşmasına güvenerek işletmesine (550.000) USD. yatırım yaptığını, davalı yetkililerinin de katıldığı törenle 16.12.2001 tarihinde işletmenin faaliyetine başladığını, (40.000) USD lisans bedelinin 20.12.2001 tarihli faturayla ödendiğini, işletmenin 08.05.2003 tarihinden sonra davalıların gereken ürünleri göndermemesi üzerine fiilen çalışamaz hale geldiğini, ayrıca davalılar tarafından müvekkilleri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek, şimdilik (10.000) TL. maddi ve (10.000) TL. manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 14.08.2007 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini davalı T. Gıda A.Ş. yönünden (279.957,82) TL'na yükseltmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, B. K. Corporation ile TAB Gıda A.Ş. arasında imzalanan 05.06.2002 tarihli sözleşme ile T. Gıda A.Ş.'ne dava konusu markaları Türkiye'de kullanma ve 3. kişilerle franchise sözleşmesi yapma yetkisinin verildiği, anılan şirketçe düzenlenen 31.12.2002 tarihli satış komisyon bedeline ilişkin fatura, 15.12.2001 tarihli restoran kabul tutanağı, 20.12.2001 tarihli A. Ltd. Şti.'ne düzenlenen franchise eğitim ve danışmanlık bedeli faturası ve işçilik bedelleri faturalarıyla tanık beyanlarından, taraflar arasında 15 ay boyunca süren sözlü bir franchise sözleşmesinin bulunduğunun anlaşıldığı, marka lisans sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması gerekse de franchise sözleşmelerinin herhangi bir şekil şartına tabi tutulmadığı, kaldı ki uzun süre devam eden sözleşmeyle ilgili olarak sonradan şekle aykırılığın ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olacağı, birleşen davada davalı B. K. Corporation şirketinin maddi tazminat yönünden sorumluluğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davada (279.957,82) TL. maddi tazminatın davalı TAB Gıda A.Ş.'den temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, davalı B. K. Corporation yönünden davanın reddine, davacı H. için (10.000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı ve birleşen davada davalı vekiliyle asıl davada fer'i müdahil ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve asıl davada davacı B. K. Corporation ile feri müdahil Tab Gıda A.Ş. arasında imzalanan 05.06.2002 tarihli geliştirme anlaşmasında, anılan şirketlerin 20.09.1994 tarihinden itibaren aynı türden bir sözleşme ilişkisine girmiş olduğunun açıkça belirtilmiş bulunmasına ve her ne kadar BK.nun 11 inci maddesi uyarınca kanunda açıkça belirtilmediğinden geçerliliği hiçbir şekle tabi olmayan franchising sözleşmelerine konu kullandırma hakları arasında, 556 sayılı KHK.nin 15/2 nci maddesi uyarınca geçerliliği yazılı şekil şartına tabi marka haklarının da bulunması ve çerçeve sözleşmesi niteliğindeki franchising sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmaması halinde, tüm sözleşmenin mi yoksa sadece marka kullanma hakkının devrinin mi geçersiz olacağı konusu doktrinde tartışmalı ise de, şekil şartına aykırılıkla hakkın kötüye kullanılması yasağının çatışması halinde, hakkın kötüye kullanılması yasağına öncelik verilmesinin gerekmesine, somut uyuşmazlıkta da Tab Gıda A.Ş. yetkililerince A. Gıda Ltd. Şti.nin 15.12.2001 tarihinde faaliyete geçen işyeri hakkında işyeri kabul tutanağı düzenlenmesi, yine anılan şirkete 08.05.2003 tarihine kadar mal temin edilip satış komisyonu bedeline, franchising eğitim ve danışmanlık hizmetleri bedeline ve işçilik bedeline ilişkin faturalar tanzim edilmesi, 08.05.2003 tarihinden sonra da A. Gıda Ltd. Şti.nin dava konusu markaları kullandığının ispat edilememesi karşısında, mahkemece asıl davada feri müdahil Tab Gıda A.Ş.nin 15.12.2001 tarihinde alt franchising sözleşmesi yapma yetkisinin bulunmadığı savunmasına itibar edilmeyip, davalı A. Gıda Ltd. Şti.nin dava konusu markaları 15.12.2001 ile 08.05.2003 tarihleri arasındaki kullanımının hukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesinde ve birleşen davada da davacı A. Gıda Ltd. Şti.ne 08.05.2003 tarihinden itibaren mal verilmemek suretiyle sözleşmenin eylemli ve haksız şekilde feshedildiğinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekiliyle asıl davada feri müdahil-birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Ancak asıl dava, marka hakkına tecavüzün tespit ve önlenmesiyle maddi tazminatın tahsili, birleşen dava, haksız fesih nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemlerine ilişkindir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, birleşen davada taraflar arasındaki alt franchising sözleşmesi haksız olarak feshedildiğinden, birleşen davada davacı A. Gıda Ltd. Şti.nce davalılardan maddi tazminat isteyebileceği tabii ise de, birleşen davacının işbu davada isteyebileceği tazminat, sadece haksız feshe dayalı kar mahrumiyetidir. Birleşen davada davacı vekili ise, maddi tazminat olarak dava konusu sözleşmeye güvenerek işyerinde yaptığı yatırım harcamalarını talep etmiş, mahkemece de birleşen davacının işbu sözleşme dolayısıyla ödediği eğitim ve danışmanlık hizmeti bedeline ilişkin bir adet ve alınan mal ve demirbaşlara ilişkin on dokuz adet faturaya dayanılarak tazminat hesabı yapılmıştır. Oysa taraflar arasındaki sözleşme 15.12.2001 ile 08.05.2003 tarihleri arasında ifa edilmiş, eğitim alan şahıslar birleşen davacının işyerinde çalışmış, alınan mallar da birleşen davada davacı şirketin mülkü olup sözleşme süresince kullanılmıştır. Anılan malların halen kiraya verilmek suretiyle faydalanılmaya devam edildiğine, sözleşmenin feshedildiği tarihte bu malların zaten ikinci el haline gelmiş bulunmasına, eğitim gören personelin de fesih tarihine kadar çalışmış bulunmasına göre birleşen davada davacı şirketin anılan tazminat talebinin dinlenebilmesi mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, birleşen davada davacı şirketin maddi tazminat olarak sadece sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğradığı kar mahrumiyetini isteyebileceği, sözleşme kapsamında alınan mal ve hizmetler dolayısıyla tazminat talebinde bulunamayacağı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3-) Yine birleşen davada mahkemece davacı H. yararına manevi tazminatın tahsiline karar verilmişse de, sadece sözleşmenin haksız feshi, manevi tazminata hükmedilmesini gerektirmez. Bu durum karşısında mahkemece, birleşen davada davacı H. yararına hangi nedenlerle manevi tazminata hükmedildiğinin gerekçeleri karar yerinde belirtilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekiliyle asıl davada feri müdahil-birleşen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekiliyle asıl davada feri müdahil-birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalı birleşen davada davacılar A. Gıd. Tem. Turz. Teks. Pet. Ürün. İnş. Deniz Hayvanları İhr. İth. San. Tic. Ltd. Şti. ve H. S.'dan alınarak asıl davada fer'i müdahil birleşen davada davalı Tab Gıda A.Ş.'ne, 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin birleşen davada davacı H. S.'dan alınarak birleşen davada davalı B. K.'e verilmesine, keza 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı B. K.'den alınarak asıl davada davalılar A. Gıda Ltd. Şti. ve H. S.'a verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadelerine, 14.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy