(4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.05.2010 tarih ve 2008/308-2010/254 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabına dava dışı H. tarafından gönderilen havalenin müvekkilinden izinsiz olarak iptal edilerek havale gönderen kişinin hesabına geri aktarıldığını, müvekkilinin zararından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 155.546,66 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, havale göndericisi H.'in davacının eşi olduğunu, H.'in hesabına icra müdürlüğü tarafından haciz işlemi yapıldığını, havale işleminin hacizden para kaçırmak amacıyla yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacının hesabına gelen havaleyi davacının izni olmadan havale göndericisinin hesabına geri göndermesinin yasal olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya ait mevduat hesabına gelen havalenin davalı banka tarafından izinsiz olarak hesaptan geri alınması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece de kabul edildiği üzere hesap sahibinin izni olmadan gelen havalenin bankaca tek taraflı bir işlem ile geri alınması doğru değil ise de, uyuşmazlık halinde somut olayın özelliklerinin de gözönünde bulundurulması gerekeceği tabidir. TMK. nın 2. maddesinde Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, davacının kızının davacının hesabının bulunduğu banka şubesinde bireysel pazarlama ve portföy yönetici yardımcısı olduğu ve havale göndericisi M.'nın, davacının eşi ve yönetici yardımcısının babası olduğu, M.'nın vadeli olan hesabını vadesi gelmeden kapatarak hesaptaki tüm parayı davacının hesabına havale ettiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacının eşi hakkında Malatya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2005/2052 sayılı dosyası ile başlatılan takip sonucu bankadaki hesabına uygulanmak üzere 14.04.2008 günü saat 14:00de 104.860,00 TL için Haciz ihbarnamesi davalı bankaya ulaşmış olup, bu haciz yazısı havale göndericisi olan davacının eşinin hesabına henüz işlenmeden saat 15:05de M. tarafından vadeli hesap kapatılmış ve saat 15:08 de hesaptan çekilen para davacı hesabına havale edilmiştir. Davacının hesabına gelen havalenin hangi nedenle yapıldığı hususunda gerek davacı ve gerekse havale göndericisinin kabul edilebilir bir gerekçe ileri sürmemesi karşısında davacının eşinin yapmış olduğu havale işleminin haczi etkisiz kılma yani hacizden mal kaçırma amacıyla yapıldığının kabulü gerekir. Bu itibarla, davacı hesabına yapılan havale işlemi geçersiz olup, Malatya 2. İcra Müdürlüğü tarafından gönderilen haciz ihbarnamesinin davalı banka şubesine ulaştığı saat itibariyle davacının eşi M.'ya ait mevduat haczedilmiş sayılmalıdır. Davalı banka şubesine saat 14:00de ulaştığı tartışmasız olan haciz ihbarnamesinden sonra haczi etkisiz kılmak amacıyla yapılan bu geçersiz havale işlemini düzeltmek için banka tarafından yapılan geri döndürme işleminin hesaba izinsiz el atma olarak kabulü mümkün değildir. Davalı bankanın haciz ihbarnamesi nedeniyle hesaptaki paranın havale edilmesinde icra müdürlüğüne karşı sorumluluğu sözkonusu olacağından başlangıçta yapmaması gereken havale işlemini geri döndürmesi yasal görevi olup, yapılan bu yanlış işlem davacıyı hak sahibi yapmaz.
O halde, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy