(1163 S. K. m. 16, 27)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.6.2008 tarih ve 2006/426-2008/370 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı bulunan müvekkilinin haksız şekilde ve kendisine hiçbir ihtarda bulunulmadan ortaklıktan çıkarıldığını ileri sürerek, davalı kooperatif yönetim kurulunun 8.6.2006 tarih ve 4 Sayılı ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 1997 tarihinden bu yana müvekkili ile temas kurmadığı gibi tahditli plaka sürecinde kendisine sağlanan haktan da yararlanmadığını, ayrıca müvekkili ile aynı bölgede faaliyet gösteren başka bir kooperatife ortak olduğunu, kooperatifteki araçların tahditli olması karşısında davacıya araç alması konusunda süre verilmesinin de anlamının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davasını sadece kendisine ihraç kararından önce uygun süre verilmesi hakkında ihtar keşide edilmemesine dayandırdığı, oysa Kooperatifler Kanunu'nun 16 ve 27. maddeleri ile ana sözleşmenin 14. maddesinde parasal yükümlülükler dışında eksiklerin giderilmesi için süre verilmesi gerektiği yönünde emredici bir hüküm bulunmadığı, bu durumda davalı kooperatifin anasözleşmenin 10. maddesindeki ortaklık şartlarını yerine getirmesi için ihtarname keşide etmemesinde bir şekil noksanlığı olmadığı, davacının aynı faaliyet alanında başka bir kooperatif ortağı olduğu gibi ticari bir aracı olduğunu da ispatlayamadığı, anasözleşmedeki ortaklık şartlarını bilen ve 10 yıldır durumunu bu şartlara uygun hale getirmeyen davacının talebinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davalı kooperatif yönetim kurulunca anasözleşmenin 10/3, 5 ve 6. maddelerine dayalı olarak davacı, taşıyıcılığı bilfiil meslek edinmiş esnaf olmak, kooperatifin amacına uygun motorlu araç bulunmak ve aynı amaçlı başka bir motorlu taşıyıcılar kooperatifine ortak olmamak şeklindeki ortaklık koşullarını taşımadığından dolayı üç ayrı sebeple ortaklıktan ihraç edilmiş, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa mahkemenin kabulünün aksine kooperatif anasözleşmesinin ortaklık şartlarını belirten 10. maddesinde, kooperatife ortak olabilme şartları arasında araç sahibi olma koşulu da gösterilmiş ise de araç sahibi olunmaması, üyenin hemen ortaklık sıfatını yitirmesi sonucunu doğuracak bir sebep olarak kabul edilemez. Ortağın yeniden araç sahibi olma veya ortaklığı devir etme ihtimali mümkün bulunduğundan, bu konuda ortağa uygun bir süre içerisinde araç sahibi olması yönünde bir ihtar yapılması ve daha sonra bu şartı yerine getirmediği takdirde ihraç edilmesi, hayatın olağan akışına, iyiniyet kurallarına ve kooperatifin amacına uygun olacağından, bu husus gözetilmeksizin davacının ihracına karar verilmesi doğru değildir. Dairemizin yerleşik uygulaması bu yöndedir (11.HD.nin 2001/8407 Esas-2002/516 Karar, 2004/5114 Esas -2005/1744 Karar).
Öte yandan, davalı kooperatif anasözleşmesinde her ne kadar ikinci bir kooperatife ortak olma yasağı öngörülmüş ise de ortağın anasözleşmenin aynı amaçlı başka bir motorlu taşıyıcılar kooperatifine ortak olmamak hükmüne aykırı davranması halinde de yasa ve anasözleşmede önceden uyarıya yönelik bir hüküm bulunmasa dahi ihraç kararından önce, davalı kooperatif tarafından başka bir kooperatife ortak olunmasının ortaklık koşullarına aykırı bulunduğu, diğer ortaklıktan verilecek münasip süre içerisinde çıkılması gerektiği, aksi halde ihraç edileceği bir uyarı ile davacı ortağa açıkça bildirilmelidir. Aksi halin kabulünün iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda mahkemece, davacının anılan sebeplerle yapılan ihracının yukarda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
2) Diğer yandan, davalı kooperatif anasözleşmesinde öngörülen taşıyıcılığı bilfiil meslek edinmiş esnaf olmak ile ilgili ihraç nedeni ile kooperatifin amacına uygun motorlu araç bulunmak şeklinde düzenlenen ihraç nedeni arasında çok sıkı bir bağlantı bulunması sebebiyle esasen bu iki ihraç nedeninin bir arada tartışılıp değerlendirilmesi gereğinin ve zorunluluğunun mahkemece nazara alınmaması dahi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 3.5.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy