(556 S. KHK. m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.11.2007 gün ve 2006/6618-2007/282 sayılı kararı bozan Daire'nin 02.02.2010 gün ve 2008/4997-2010/1132 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, uzun yıllardan beri yurtdışında ve Türkiye'de tescilli “kahve taneleri arasına oturtulmuş kupa içinde kahve” biçimindeki şekil markası, “CLASSIC” kelime markası ve “NESCAFE+kırmızı kupa+şekil” markalarının sahibi olduğunu, davalının “cafe crown CLASSIC + şekil” ve “Care Crown Gold + Şekil” markalı ürün ambalaj ve kutuları üzerinde müvekkili markasındaki şeklin aynen kullanıldığını, davalının marka tescillerinin müvekkilinin tescilli markasına konu 30 ve 43. sınıflara giren aynı tür ürünleri kapsadığını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu ve davalı eyleminin iltibas yarattığını ileri sürerek davalı adına tescilli 2005/8217 sayılı “Cafe Crown Classic + Şekil” ve 2005/8218 sayılı “Cafe Crown Gold + Şekil” ibareli markaların hükümsüzlüğüne, bu markaları içeren ürünlerin ambalaj ve sair tanıtım malzemelerinin üretim ve satışının önlenmesine, ürünlerin toplatılarak imhasına ve üretimde kullanılan alet, araç ve gereçlerin de toplatılıp imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı adına tescilli markaların kahve, kakao, suni kahve, moka, kahve yerine geçen maddeler ile kahve, kakao esaslı içecekler ve kafe ve kahve dükkanı hizmetleri, çay evleri mal ve hizmetleri için kısmen Hükümsüzlüğüne sair taleplerin reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce aynı tür olarak kabul edilen 43/1 alt grupta sayılan tüm hizmetleri kapsayacak şekilde hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme talep etmiştir.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davacı adına tescilli 2004/9724 sayılı ticaret markasının kapsadığı ürünler ile dava konusu markaların tescilli olduğu 43/01. alt gruptaki hizmetler arasındaki bağlantı ve birbirini tamamlayıcı nitelikte olmalarından dolayı halk nezdinde karıştırılma tehlikesi yaratacağının kabulü gerekmesine, öte yandan dava konusu markalardaki “geçici barınma tedariki hizmetleri"nin ise Tebliğ'in 43/01. alt grubundaki hizmetlerden sayılmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme talebinin reddi gerekir.
2-Ancak, davalı vekili müvekkiline ait ve işbu davanın konusu olmayan 2003/21017 ve 2003/21018 sayılı markaların da esasen dava konusu 2005/8217 ve 2005/8218 sayılı markalar ile aynı esaslı unsurlara sahip olduğunu ve aynı sınıflar için tescil edildiğini, bu nedenle de dava konusu işaretler üzerinde önceki markalarının tescilinden kaynaklanan hakkı bulunduğunu savunmuş ve anılan marka tescil belgelerinin TPE'den celbini istemiştir.
Mahkemece, bu yöndeki davalı savunması üzerinde durulmamış ve dava konusu işaretler üzerinde davacının öncelik hakkı sahibi olduğu görüşüyle dava konusu markaların kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Davalının savunmasında dayandığı 2003/21017 ve 2003/21018 sayılı marka tescil belgeleri ise temyiz dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuştur.
Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı adına tescilli 2003/21017 ve 2003/21018 sayılı markalar da değerlendirilmek suretiyle çözümlenmesi gerekir.
Dava dosyasındaki örneklerinden de anlaşılacağı üzere davalı şirketin “CAFE CROWN + kahve taneleri arasına oturtulmuş kupa içinde kahve + şekil” ibareli ve 30. sınıf “kahve, kakao …” emtiası ve 43. sınıf “yiyecek içecek ve geçici barınma tedariki hizmetleri; fast food restaurant hizmetleri, fast food hizmetleri, kafe ve kafeterya hizmetleri …”ni kapsayan ve işbu davanın konusunu oluşturmayan 2003/21017 ve 2003/21018 sayı ile tescilli markaları mevcuttur. O halde, hükümsüz kılınmadıkları sürece davalı şirketin adına oluşturulan bu marka tescilleri vasıtasıyla yukarıda belirtilen şekil ve kelimeden ibaret işaretler üzerinde söz konusu mal ve hizmet sınıfları bakımından korunması gereken marka hakkı bulunmaktadır. Öte yandan, davacı adına tescilli 2004/9724 sayılı ve 30. sınıf “kahve, kakao …” emtiasını kapsayan “NESCAFE + kahve taneleri arasına oturtulmuş kupa içinde kahve + şekil” markası da bulunduğundan; taraflar adına tescilli ve 556 sayılı KHK'nin 8/1- (b) bendi anlamında benzer nitelikte olan mükerrer marka tescillerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı şirketin yukarıda belirtilen ve 2003 yılında tescil ettirilmiş markalarıyla ayniyet derecesinde benzer işaretleri ve aynı sınıfları içeren dava konusu 2005/8217 ve 2005/8218 sayılı markalarının seri marka yaratmak amacıyla mı, yoksa davacı şirkete ait 2004/9724 sayılı markaya yakınlaştırarak (benzeştirerek) iltibas ve haksız yararlanma amacıyla mı yapıldığının belirlenmesi gerekir.
Dairemizin 19.09.2008 tarih 7547/10251, 14.11.2008 tarih 11505/12839 ve 05.02.2009 tarih 10891/1293 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, bir işletme tarafından kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı imaj korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı mal veya hizmetin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajıyla sunulması ve bu yolla marka sahibinin piyasaya arz ettiği mal veya hizmetlerinin işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla, önceki markada yer alan asli unsurların yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. İşletmenin önceki markasındaki ortak asli unsurları taşımakla birlikte esasen seri markaların da her biri diğerinden bağımsız nitelikli ticaret ve hizmet markalarıdır.
Davacı ve davalı şirketlerin 30. ve 43/1. sınıf mal ve hizmetler bakımından benzer asli unsurlara sahip önceki tarihli mükerrer markalarının varlığının bulunması ve her birisinin markası hükümsüz kılınmadığı müddetçe de birbirlerinin tescilli markalarını kullanmaktan men edemeyecek olmaları göz önüne alındığında, şayet davalı adına sonradan tescil ettirilen ve dava konusu olan 2005/8217 ve 2005/8218 sayılı markaların seri marka oluşturmak amacı taşıdığının saptanması halinde; 556 sayılı KHK'nin 8/1- (b) bendi uyarınca, sonraki markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi, önceki tescilli markalardan doğan kazanılmış haklarına ilkesine uygun düşmeyeceği gibi menfaatler dengesini de zedeler.
Aksi düşünüldüğünde, başlangıçta karşı çıkılmaması nedeniyle farklı işletmeler adına tescil edilmiş mükerrer markaların varlığı halinde; işaretler arasında haksız yararlanma amacını taşımayan sonraki seri markaların tescili her iki işletme sahipleri için de mümkün olamayacaktır. Oysa, tescilli bir markanın zaman içerisindeki değişikliklere ve işletmenin ihtiyaçlarına uyum sağlaması ve temel vasfını koruyarak seri markalar yoluyla kendini yenilemesi zorunlu ve gerekli olabilir.
Somut uyuşmazlıkta ise, davalı şirket adına tescilli ve benzer asli unsurlara sahip ve fakat işbu davanın konusunu oluşturmayan 2003/21017 ve 2003/21018 sayılı markalar hakkında da başka mahkemelerde açılmış ve henüz kesinleşmemiş hükümsüzlük davaları bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde, eldeki davaya etkisi bakımından öncelikle davalı adına tescilli 2003/21017 ve 2003/21018 sayılı markalarda ilgili dava sonuçlarının beklenilerek, şayet söz konusu markaların hükümsüz kılınamamaları halinde uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde de değerlendirilmesi gereklidir. Ancak, mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 02.02.2010 tarih ve 4997/1132 sayılı kararıyla davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddedilerek, kararın davacı yararına bozulmasına karar verildiği anlaşıldığından, yukarıda açıklanan gerekçe itibariyle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin anılan kararının ortadan kaldırılmasına ve kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin 02.02.2010 tarih 4997/1132 sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, mahkeme kararının açıklanan gerekçe itibariyle davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 21.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy