(6762 S. K. m. 551)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.6.2009 tarih ve 2007/324 - 2009/309 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi olan N. S. ile davalı kişilerin üç ortaklı olarak 1991 tarihinde kurmuş oldukları davalı şirketin kuruluşundan bu yana hiçbir faaliyetini bulunmadığını, şirketin vergi borcundan dolayı murisin banka hesaplarına bloke konulduğunu, ortaklar arasında irtibatın koptuğunu, murisin ortaklıktan çıkma işlemlerini başlatamadan vefat ettiğini, müvekkillerinin yasa gereği şirkete ortak olduklarını, diğer ortaklarla irtibata geçmek istediklerini ancak bunu mümkün olmadığını ve şirketin akıbetini öğrenemediklerini ileri sürerek, müvekkillerinin davalını şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan A. K. Ç. vekili, ticari faaliyete geçemeyen şirketin feshinin istenmesi gerekirken çıkma talebinin doğru olmadığını, müvekkilinin de şirket ortaklığından çıkma iradesinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalılardan N. Y., mahkemenin vereceği kararı kabul ettiğini beyan etmiş, davalı şirket ise davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yasal sermaye artışını yapmayan şirketin 1.1.1999 tarihinden buyana münfesih durumda olduğu ve münfesih bir şirketten de çıkmanın söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, T.T.K.nun 551. maddesi uyarınca açılmış olup, yukarda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere murislerinin ölümü sebebiyle ortak olan davacılar, şirketin herhangi bir faaliyeti bulunmadığını ve diğer ortaklarla irtibat kuramadıklarını ve vergi sorumluluğu sebebiyle murislerinin banka hesabına bloke uygulandığını ileri sürerek, çıkma payı talep etmeksizin çıkmaya izin talebinde bulunmuşlardır.
T.T.K.nun 551. maddesi haklı sebeplere dayanarak ortağın şirketten çıkma sına müsaade veya şirketin feshini isteyebileceğini öngörmüş, madde de davaya konu olayda olduğu gibi münfesih durumda bulunan (ki bunun için mahkemenin bu yönde bir tesbit kararı vermesi gerekir) bir şirket ortağının haklı sebep olmasına rağmen şirketten çıkmaya izin isteyemeyeceğine dair bir düzenleme öngörmemiştir. Şirketin feshi talebinde uzun bir süreçte tasfiye giderlerine muhatap olabilecek bir ortağın kendisi için daha elverişli bulunan ve kanunun kendisine tanıdığı bir hakkı kullanmasının engellenmesi mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece bilirkişice de tespit edilen haklı nedene dayalı olarak davacıların çıkma istemelerinin kabulüne karar vermek gerekirken reddi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 18.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy