(6762 S. K. m. 309, 336, 338, 340, 341)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 11.11.2009 tarih ve 2007/743-2009/464 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2011 gününde davacı avukatı Lütfi Ersoy ile davalı avukatı Taner Aktaş gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin H
Un A.Ş. nin 1/10 hissesine sahip ortağı, davalının ise anılan şirketin eski yöneticilerinden olduğunu ve hukuka aykırı işlemleri ile şirkete zarar verdiğini, davalının görevde bulunduğu 2006 yılı genel kurul toplantısında müvekkilinin dava açılması talebine rağmen şirket denetçileri tarafından davanın açılmaması üzerine yeterli paya sahip azınlık adına işbu davanın açıldığını ileri sürerek, davalının şirkete verdiği zararın şimdilik (20.400) TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 22.10.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini (184.308) TL'na yükseltmiştir.
Davalı vekili, şirket muhasebesinin tüm ortakların haberdar olduğu kasa defteri ile tutulduğunu, müvekkiline isnat edilen eylemlerin doğru olmadığının kasa defteri ve ödeme makbuzları incelendiğinde anlaşılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının şirketi zarara uğrattığı, sorumlu bulunduğu meblağın (44.398) TL olduğu, bu zararın davacının şahsi zararı olmadığından davalıdan şirket adına tahsilinin istenebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (44.398) TLnin davalıdan alınarak yasal faiziyle birlikte davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar davanın TTK.nun 341. maddesinde düzenlenen azlık hakkına dayanılarak denetçiler yerine davacı ortakça açılması doğru değilse de, davacı vekilince sunulan 26.10 2009 tarihli dilekçe ile davalarının TTK.nun 336, 340 ve 309. maddesine dayanılarak, davalı eski yönetici tarafından verilen zararın şirkete ödenmesi istemine ilişkin olduğunun belirtilmiş ve davalı vekilince de davacının bu dilekçesinin tebliğine rağmen, davanın başlangıçta açıldığı şeklin sonradan değiştirilmesine açıkça karşı çıkılmamış olmasına, yine mahkemece her ne kadar infazda tereddüt yaratacak şekilde hükmedilen tazminatın davacı şirkete verilmesine karar verilmişse de, mahkemece kurulan bu hükümden, tazminatın dava dışı şirkete verilmesi gerektiğinin anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, TTK.nun 340. maddesi yollamasıyla 309. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticinin fiilleri sonucunda dava dışı şirketin zarara uğradığı, bundan da davacı ortağın dolayısıyla zarar gördüğü iddiasına dayalı olarak, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesi istemine ilişkindir.
TTK.nun 338. maddesi uyarınca yöneticiler için kusur karinesi söz konusu olup, kusursuzluklarının ispat külfeti yönetim kurulu üyelerine yüklenmiştir. Burada önce zararın varlığını bunu iddia eden davacı ispat etmeli, zararın varlığı bu şekilde ispat edildikten sonra, davalı yönetim kurulu üyesi tarafından, kendisinin bu zarardan sorumlu bulunmadığı kanıtlanmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta ise dava dışı şirketin banka hesaplarından davalı tarafından para çekildiğine veya şirket kasasından üçüncü kişilere ödemeler yapıldığına dair davacı iddiaları, davalının da kabulünde olduğuna göre, davalının bu paraların nereye harcandığını ispatlaması gerekmektedir. Mahkemece bu konuda dava dışı şirketin yasal defterleri incelenmişse de, görüşüne başvurulan bilirkişi raporundaki tespitlerden, yapılan tüm işlemlerin şirketin yasal defterlerine yansıtılmadığı da anlaşılmaktadır. Ancak Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre, defter ve kayıtlara yansımamakla birlikte, şirket için yapılmış gerçek bir borç ödemesi varsa veya alınan bir mal veya hizmet, şirketin ihtiyaçları için kullanılmışsa, davalının bundan sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu noktada dava dışı şirketle iş yapan diğer kişi veya şirketlerin defter ve kayıtlarından da yararlanılabilir. Mahkemece yapılan inceleme ise bu konuda bir karar verilebilmesi için yeterli olmadığı gibi, taraflarca bilirkişi raporuna karşı yapılan esaslı itirazlar da karşılanmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi, tarafların bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Yine davalı hakkında ceza davalarının açıldığı, bu davalarda dava dışı şirketle iş yapan üçüncü kişilerce, işbu davanın da konusu oluşturan bir kısım ticari ilişkinin kabulüne dair yazı ve tutanaklar sunulduğu da savunulmakta olup, ceza mahkemelerinde verilecek kararın işbu davayı doğrudan etkilemesi söz konusu olabileceğinden, mahkemece ceza davalarının sonucunun beklenmesinin ve o davalarda sunulan delillerin işbu davada incelenmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmemesi de doğru görülmemiştir.
4- Ayrıca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava dışı şirketçe yine dava dışı TC. Ziraat Bankası A.Ş. aleyhine, Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008/40 E. numarası ile açılan davada, şirket hesaplarından usulsüz çekildiği ileri sürülen paraların, bu usulsüzlüğe engel olmayan davalı bankadan tahsilinin istendiği, bu davada usulsüz olduğu ileri sürülen ödemeler ve havaleler ile işbu davanın konusunu oluşturan bir kısım işlemlerin aynı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008/40 E. numarası ile görülen davada verilecek kararın, işbu dava yönünden mükerrer tahsile ve sebepsiz zenginleşmeye neden olup olmayacağının incelenmemesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına bozulmasına, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 20.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
ÇANKIRI
2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2007/743 Esas
KARAR NO: 2009/464
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 31/08/2007
KARAR TARİHİ: 11/11/2009
Mahkememizde görülmekte bulunan tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından Mahkememize verilen 31.08.2007 havale tarihli dilekçe ile, müvekkil H
Un Yem Fabrikaları AŞ. nin ortaklarından müvekkil A
S
'nun 1/10 oranında paya sahip olduğunu eski şirket yöneticilerinden olan davalının haksız ve hukuka aykırı eylemlerden dolayı şirkete zarara uğrattığını, 01.06.2007 tarihinden yapılan genel kurul toplantısında sunulan faaliyet raporu ile kar-zarar bilançosu ibra edilmediğini, davalının yürüttüğü faaliyetleri doğruluk ve gerçeklik ilkelerine göre yerine getirmediğini şirketi zarara uğrattığını davalının aynı zamanda suç da teşkil eden yetkisi olmadığı halde tek imzayla bankalardan para çekmek, havale yaptığını imza yetkisi bulunan diğer yöneticiler yerine imza atmak veya attırmak sureti ile şirketi zarara uğrattığını, davalı tarafından tek imza ile tahsil olunan paraların şirketin yasal defterlerine işlenmediğini ve mevcuduna görmediğini, ayrıca şirkete borcu bulunan bir takım müşterilerin borçlarını davalıya ödemelerine rağmen bu paralarında şirket hesaplarına aktarılmadığını, davalının 18.04.2006 tarihli dilekçesi ile Garanti Bankası Ankara Yenişehir Şube Müdürlüğüne yazılı talimat vererek bu şubede bulunan şirkete ait
numaralı USD hesabından 10153 Amerikan Dolarının YTL ye çevrilerek Ziraat Bankası Çankırı Şubesindeki yine şirkete ait
.. nolu hesaba aktarılmasını istediğini, daha sonrada tek başına şirkete temsile yetkili olmadığı halde tek imza ile 13.600,00 YTL yi Ziraat Bankası Çankırı Şubesindeki hesaptan çektiğini, 18.04.2007 tarihli iş bu dilekçe altında çift imza bulunduğunu S
Ş
S
ismi altındaki imzanın kişiye sorulduğunu ancak kendisine ait olmadığını taraflarına bildirdiğini, Ziraat Bankasındaki bu paranın yine şirket hesabına değil O
C
adına kayıtlı kaldığını, yine şirket borçlularından Erpa Gıda ve Sanayi Limited şirketine 01.06.2007 tarihinde göreve gelen yeni yönetim tarafından gönderilen 19.06.2007 tarihli hatırlatma mektubu ile şirkete olan bakiye borcunun ödemesinin istenilmesi üzerine şirkete verilen cevapta borçlu şirketin 6.798 YTL lik borcunu 24.01.2006 tarihinde 15.04.2006 vadeli 3895179 seri numaralı ve 6.800,00 YTL değerindeki Akbank Ostim Çeki şubesi çekiyle ödendiği ve şirketin başkaca borcunun bulunmadığının bildirildiğini bunun üzerine yapılan araştırma sonucu borçlu şirketin bahçettiği çek lehdarının Hazar Un Yem Fab. Gıda San. Aş olduğu iş bu çekin davalı Osman Canbaz tarafından tek imza ile SS Güvenbir konut Yapı kooperatifi başkanlığına ciro edildiğini, bu kooperatifin de çeki Mustafa Aslan'a ciro ettiğini, daha sonra çekin Aslan Kardeşler Akaryakıt Ticaret Ltd Şti tarafından 17.04.2006 tarihinde tahsil edildiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere davalının şirkete vermiş olduğu 20.400,00 YTL zararın zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından Mahkememize verilen 18.10.2007 havale tarihli dilekçe ile, şirket yetkilisi olarak belirtilen S. Şükrü Serdaroğlu davacının oğlu ve müvekkil davalı ile Çankırı Sulh Ceza Mahkemesinin 2006/773 sayılı ceza davasında husumeti bulunan kişi olduğunu, Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/686 esas sayılı dava dosyasında belirttikleri üzere müvekkil davalının şirket yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, 2006 yılına ilişkin dönemde hem şirket yönetiminde göre aldığını hem de şirket denetçisi olarak görev yaptığını, Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/2542,2543 hazırlık sayılı dosyasına sunulan şirket iç hesaplarını gösteren ve davalının oğlu olan S. Şükrü Serdaroğlu'nun yazı ve imzalarına haiz kasa defterinde söz konusu meblağların hangi tarihte ve nereye harcandığını gösterir yazıların mevcut olduğunu, davacının öz oğlu olan adı geçen şahsın bu bilgilerden haberdar olması nedeniyle davacının davasının kötü niyetli ve haksız olduğunu, ticari piyasada şirketlerin kendi iç muhasebesi olarak tuttukları bu kasa defterinden şirketin tüm ortaklarının haberdar olduğunu, Erpa gıda ve Sanayi Ticaret Ltd Şti ye ait 6.800,00 YTL lik borcu için alınan 15.04.2006 vadeli çekin bir kısım firma ve şirketlere ciro edilerek verildiğini fakat adı geçen hükmi ve hakiki şahıslarla Hazar Un AŞ. nin borcu bulunmadığı gibi ticari ilişkisinin olmadığını da beyan ettiğini, bu çekin şirketin paraya olan ihtiyacı nedeniyle 09.02.2006 tarihinde Çankırı Birlik Gıda AŞ ye verildiğini, adı geçen şirkete borç olarak kaydedildiği 13.03.2006 tarihinde Çankırı Birlik Gıda Aş den çekin parasın tahsil edildiği ve bunun 13.03.2006 tarihli kasa defterine işlendiğini, bu nedenle davacının haksız davasının reddine karar verilmesini davacının kötü niyetli olması nedeniyle alacak olarak gösterilen meblağın % 40 dan aşağı olmayan kötü niyet tazminatının verilmesini talep ettiğini belirtmiştir.
Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan 22.10.2007 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; 31.08.2007 tarihli dava dilekçelerinde müvekkil ortağı bulunduğu Hazar Un Yem Fabrikaları AŞ. nin eski yöneticisi olan davalının hukuka aykırı olarak şirkete vermiş olduğu 20.400 YTL zararın adı geçenden tahsili talep edildiği ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını istediklerini, dava tarihi itibarı ile yapılabilen zararların tazmini talep edildiğini daha sonra yapılan araştırmalarda uğranılan zararın daha büyük olduğunu, ve davalarının ıslahına gerek olduğunu, 163.908,00 YTL tutarındaki ıslah talebinin kabulü ile davaya toplam 184,308 YTL üzerinden devam edilmesini istediğini talep ve dava etmiştir.
Taraflara usulüne uygun tebligat yapıldığı anlaşılmış, davacı vekili durumda alınan beyanına dava dilekçesini ve ıslah dilekçesini tekrar ettiğini, davalı vekilinin beyanlarını kabul etmediğini, davalı vekili beyanında cevap dilekçesini tekrar ettiğini belirtmişlerdir.
Dosyanın davacının talep etmeye haklı olduğu tazminat miktarı ve şirketin zararı var ise hesaplanması açısından bilirkişiye verildiği bilirkişi raporunda; sonuç olarak davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu 20.400,00TL ıslah dilekçesinde belirtiş olduğu 66.298,00 TL ile beraber toplam 86.698,00 TL ve ıslah dilekçesinde belirtmiş olduğu 73.006, ABD doları karşılığı 97.610,00 TL ile beraber toplam 184.308,00 TL ile ilgili olarak toplam 13.600+18.198 = 31.798,00 TL olduğu davalının sorumlu olduğu ve dolayısıyla şirketin zararı olduğu noktaların toplamının 6.800+5.800 = 12.600 TL olduğu davalının sorumlu olmadığı noktaların toplamının 42.300,00 TL olduğu döviz hesapları olarak toplam 73.006 ABD doları karşılığı 97.610,00 TL ile ilgili olarak davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davacı dava dilekçesinde yeterli paya sahip azınlık tarafından iş bu davanın açıldığını beyan etmiş olmasından dolayı davacının bir zararının olmadığı ve talep etmeye hakkının bulunduğunu tazminat miktarının bulunmadığını bildirmiştir.
Dosya içinde Çankırı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/109 D.İş ve 2007/108 D.İş dosyasının olduğu incelenmesinde talep edenin Osman Canbaz karşı tarafın hasımsız olduğu davanın tespit davası olduğu tespitin kabulüne karar verildiği bilirkişi raporunun alındığı anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda: Davacının ortağı bulunduğu Hazar Un A.Şnin eski yöneticisi olan davalının hukuka aykırı şekilde şirkete verdiği zararın tahsilini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi şirketin tüm yasal defterleri, sundukları deliller birlikte değerlendirilmiş şirketin yasal defterinde belirtilen kasa hesabı ile dava dosyasına sunulan tasdiksiz kasa defterine yazılan bilgilerin birbirini tutmadığı, şirketin yasal kayıtlarındaki banka işlemleri ile dava dosyasına sunulan banka ekstreleri işlemlerinin de birbirini tutmadığı, bankaya yapılan havale, virman işlemleri ve kasaya çekiş gibi bütün işlemlerin yasal defterlere yansıtılmadığı, 31/12/2006 tarihi itibariyle Ziraat Bankasında 13,83 TL var iken yasal kayıtlarda 3787,89 TL olarak gösterildiği, bilirkişinin raporunda tablo şeklinde açıkladığı gibi satıcılara yapılan ödemelerin yasal kayıtlarda bulunmadığı, örneğin Akyüz Zahirecilik ile ilgili yasal kayıtlarda hiçbir bilgi yok iken buraya havale yapılmış olduğu, tüm bu açıklamalarla bilirkişinin raporunda açıklama ve tablo şeklinde ayrıntılı olarak gösterdiği gibi yasal defterlerin şirketin gerçek faaliyetlerini tam olarak yansıtmadığı, banka ekstreleri bilgilerinin bulunduğu, her ne kadar bazı ödemelerin kayıtlarda olmamasına rağmen banka ekstrelerinde belirtilmiş ise de; bu ödemelerin şirket tarafından hangi borca ilişkin hangi ticari ilişkiye dayalı yapıldığının anlaşılamadığı, daha önceden alınan mal karşılığı ödeme yapılmışsa da önceden alınmış bir malın faturasının ibraz edilmediği, şirket kayıtlarında evvelden gelen bir borcunda gözükmediği tüm bu açıklamalar ve deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının şirketi zarara uğrattığı, sorumlu olduğu miktarın 13600+18198=31798 TL ve 12600 TL miktarda şirketin zararı olduğu ve davalının bu miktar ile sorumlu olduğu, bu zararın davacının şahsi zararı olmadığı davalıdan şirket adına tahsil istenebileceği, dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde belirtilen talep edilen diğer miktarlarla ilgili davalının sorumlu bulunmadığı, sunulan yasal defterler, banka kayıtları, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1- Açılan davanın kısmen kabulü ile toplam 44.398,00 TL nin davalıdan alınarak yasal faiz ile birlikte davacı şirkete verilmesine,
2- Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3- Peşin harcın mahsubu ile arta kalan 85,80 TL harcın istek halinde yatırana iadesine,
4- Davacının yapmış olduğu toplam 2.831,00 TL (harç, bilirkişi ücreti, PTT, matbu evrak) den kısmen kabul kısmen red oranına göre 679,00 TL sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5- Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6- Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan kısmen kabul kısmen red oranına göre karar tarihindeki hesap ve takdir edilen 4.840,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7- Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kısmen kabul kısmen red oranına göre karar tarihindeki hesap ve takdir edilen 11.795,00 TL. nin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay'a başvurma yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/11/2009 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy