(818 S. K. m. 18) (6762 S. K. m. 336, 556)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.2.2010 tarih ve 2008/26-2010/74 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ile davalılar F. E. ve İ. B. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.6.2011 gününde davacı avukatı ile davalılar İ. B. vekili geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer davalılar vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. D. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, müvekkili ile davalılardan F. ve İ.'ın diğer davalı şirketin ortakları olduğunu, anılan davalıların şirketin tek mal varlığı olan soğuk hava deposu ve tesislerini muvazaalı bir şekilde ve çok düşük bir bedelle diğer davalı M.'ya kiraya verdiklerini, kira sözleşmesinin tarihinin 10.7.2007 olarak yazılsa da gerçekte 8.8.2007 tarihinde imzalandığını, bunun nedeninin de davalılara 19.7.2007 tarihinde tebliğ edilen ve şirketin feshi istemiyle açılan davada verilen şirketi borçlandırıcı işlemlerin tüm ortakların imzasıyla yapılmasına dair tedbir kararı olduğunu, gerçekte kira sözleşmesinin imzasından sonra da tesislerin davalılar F. ve İ. tarafından işletildiğini ileri sürerek, asıl davada kira sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ile davalı M.'nun işletmeden tahliyesini, birleşen davada ise davalıların bu fiilleri sebebiyle müvekkilinin doğrudan, dava dışı şirketlerinin ise dolaylı zarara uğradıklarını bildirerek, 24.4.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle birlikte (465.000) TLnin davalılar F. ve İ.'dan tahsili ile müvekkiline, (700.000) TLnin dava dışı şirkete verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, asıl ve birleşen davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, T.T.K.nun 556. maddesi yollamasıyla 336. maddesi uyarınca şirket yöneticilerinin işlemlerinden dolayı doğrudan zarara uğrayan ortağın tazminatın kendisine ödenmesi talebiyle dava açabileceği, kira sözleşmesinin feshi ve tahliye davasını kural olarak şirketin açması gerekli ise de kiraya verme işleminin şirketin diğer yöneticileri olan birleşen davanın davalıları F. ve İ. tarafından yapıldığından, davacının asıl dava için de aktif dava ehliyetinin bulunduğu, kira sözleşmesinin 10.7.2007 tarihli ve yıllık (120.000) TL bedelli olduğu, davaya konu işletmenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ve iş hacmi gözetildiğinde yıllık (420.000) TL'na kiraya verilebileceği, buna göre 2 yıl süreli kira sözleşmesi sebebiyle davalı şirketin toplam (600.000) TL zarara uğradığı, ancak birleşen davada davacı ortağın zararının şirket giderleri düşülüp kar dağıtımı yapılmadığı takdirde ortaya çıkacağından kendisi adına tazminat isteyemeyeceği, kira bedeli düşük olsa da davalı kiracı M.'nun diğer şirket ortakları ile muvazaalı bir sözleşme yaptığı ve gerçekte işletmenin diğer davalı şirket ortaklarınca işletildiğinin kanıtlanamadığı, sadece kira bedelinin düşük olmasının muvazaanın ispatlanmasına yetmeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüyle (600.000) TLnin temerrüt faiziyle birlikte davalılar F. ve İ.'dan tahsili ile A....Ltd. Şti'ne verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılar F. E. ve İ. B. vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak asıl dava, davalılar A... Ltd. Şti. ile M. Sarı arasındaki kira sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ve davalı M.'nun tahliyesi, birleşen dava, davalılar F. E. ve İ. B.'ın davaya konu işletmeyi ucuza kiraya vermeleri sebebiyle uğranılan doğrudan ve dolaylı zararın tazmini istemlerine ilişkindir.
Kural olarak bir sözleşmenin muvazaa sebebiyle iptalini sadece o sözleşmenin tarafları isteyebilirse de B.K.'nun 18 vd. maddeleri uyarınca üçüncü kişiler de danışıklı işlem (muvazaalı muamele) sebebiyle hakları zarara uğratıldığı takdirde, tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Nitekim mahkemece de davacının asıl davada aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiş ve davaya konu kira sözleşmesinin muvazaalı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalı şirketin üç ortaklı olup başlangıçta tüm ortakların şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkileri varken, davacı F. B. tarafından, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi amacıyla açılan davada, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/347 E. sayılı dosyasında, 21.6.2007 tarihinde, davalı şirket temsilcilerinin yetkilerinin, şirketi borçlandırıcı işlemlerin bütün temsilcilerin müşterek muvafakatleri ile yapılması şeklinde ihtiyati tedbir yoluyla kısıtlanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Asıl davanın konusu kira sözleşmesi ise 10.7.2007 tarihli olduğu gibi 30.6.2007 tarihli ve üç ortaktan ikisinin katılımı ile alınan ortaklar kurulu kararına dayanılarak düzenlenmiştir. Yine davalı F. E.'in G. C.S.'nda alınan 11.1.2008 tarihli ifadesinde, kiraya verdikleri dönemde işletmede çalışanların işten çıkarıldığı, işletme kiraya verilince M.'nun bu kişileri tekrar işe alıp sigortasını yaptırdığı bildirilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davalı M.'nun çalışanlarının işe giriş tarihleri 10.8.2007 olduğu gibi M. adına işletmenin tescil tarihi de 9.8.2007'dir. Ayrıca davacı vekilince temyiz dilekçesinin ekinde sunulan tanıklar K. D. ile M. D.'nun G. C.S.'na verdikleri 20.6.2008 tarihli ifadelerinde, asıl davanın konusu işyerinin F. E. tarafından işletildiği, davalı M.'nun ise kamyonculuk yaptığı, tanık H. A.'nun 20.1.2011 tarihli ifadesinde de anılan işletmenin Haziran 2010 tarihine kadar İ. B., F. ve M. E. tarafından işletildiği bildirilmiştir. M. S. da asıl davanın konusu kira sözleşmesinden iki ay sonra, 20.9.2007 tarihinde G. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/78 E. sayılı dava dosyasında verdiği ifadesinde, halen kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığını bildirmiştir. Ayrıca, başka mahkeme ve icra dairelerince kiraya verilen işletmenin adresinde davalı F. E.'e keşide edilen davetiyeler, 12.7.2007 ve 16.7.2007 tarihlerinde F. E. tarafından bizzat, yine Ocak ve Şubat 2008 aylarında ise F.'ın kardeşi M. tarafından tebliğ alınmıştır. Davalı M.'nun asıl davanın konusu soğuk hava deposu gibi büyük bir işletmeyi kiraladıktan iki ay sonraki ifadesinde halen taşımacılık yaptığını bildirmesinin ve davalı şirket merkezinin anasözleşmesinde belirtilen adresi ile asıl davanın konusu işletmenin adresleri farklı olduğu halde, kiraya verilen bir işletmede, kira tarihinden sonra davalı F. E.'e halen tebligat yapılabiliyor olmasının hayatın olağan akışına uygun bulunduğu söylenemez.
Bu durum karşısında mahkemece, asıl davanın konusu olan kira sözleşmesinin, gerçekte kendi kamyonuyla taşımacılık yapan davalı M.'nun da iradesi ve katılımı ile tedbir kararında öngörülen işlemlerin aşılmasını temin etmek amacıyla ve muvazaalı olarak düzenlendiği kabul edilerek, tarafların asıl ve birleşen davalardaki iddia ve savunmalarının bunun sonucuna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3) Yukarıda açıklanan bozma sebep ve şekline göre, davalılar F. E. ve İ. B. vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılar F. E. ve İ. B. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılar F. E. ve İ. B.'dan alınarak davacıya verilmesi ne, ödedikleri temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edenlere iadesine, 16.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy