(818 S. K. m. 53) (6762 S. K. m. 520)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 3.12.2009 tarih ve 2006/178-2009/532 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili madencilik işi ile iştigal ettiğini, 2002 yılından sonra ekonomik durumunun bozulması sebebiyle tefecilerden para arayışına girdiğini, bu amaçla A.G. isimli kişiden bir miktar para aldığını, borçlarını ödeyememesi sebebiyle A.G. ve grubunun müvekkiline baskı uyguladıklarını bunun sonunda birçok protokol imzalanarak müvekkiline ait hisselerin tehdit ile davalıya devredildiğini ileri sürerek, İ... Ltd. Şirketinin hisse devrine ilişkin Mersin 6. Noterliğinin 15988 yevmiye numaralı işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında protokol yapıldığı, davacının bu protokolden sonra savcılığa başvurarak şikayette bulunduğu, davalı hakkında takipsizlik kararı verildiği, davaya konu şirket hisselerinin ikrah altında devredildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, limited şirket hisse devir işleminin iptali istemine ilişkin olup, davacı vekili tarafından, davaya konu devir işleminin ikrah altında gerçekleştiğinden bahisle bir ceza kovuşturması bulunduğu iddia edildiğine göre, öncelikle söz konusu ceza davasının işbu dava dosyası ile irtibatının bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra bağlantılı olduğunun kabul edilmesi halinde o davada verilecek olan mahkumiyet kararı veya maddi vakıa tespiti yapan beraat kararının bu davanın sonucunu etkileyecek olmasına göre, söz konu kovuşturma sonucu beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy