MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.11.2010 tarih ve 2009/572-2010/908 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15.01.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalıların dava dışı ...'nin ortakları, yönetim kurulu başkan ve üyeleri olduklarını, ana sözleşmenin geçici 3. maddesi ile şirketi temsil ve ilzam için davacının imzasının şart olmasına rağmen bir kısım usulsüz işlemler ve ödemeler yapıldığının tespit edildiğini, geçerli bir yönetim kurulu kararı olmamasına rağmen davalı ...’ye 33.124.22 TL, ...'ye 17.019.48 TL brüt aylık ücret bağlandığının belirlendiğini, 31.12.2008 tarihi itibariyle kasa hesabının bakiyesinin 88.505,36 TL olduğunu ancak bu tutarın fiilen kasada bulunmadığının tespit edildiğini, 15.07.2008 tarihinde ... tarafından 30.000,00 TL lik tutarın şirkete borç olarak verildiği görülmesine rağmen, bu tutarın şirket kasasına girdiğine ilişkin bir belgenin bulunmadığını, ancak 3 Eylül 2008 tarihinde bu tutarında ...’ye ödendiğini, ... ile yapılan anlaşmaya göre 87.000,00 EURO sipariş avansı verildiğini, ancak fatura alınmadığını, ...'nin gerçekte paravan bir şirket olduğunu, aynı dönem içinde şirket ortaklarından ...'a 87.000,00 TL tutarında iş avansı verildiğini, sözkonusu avansın faturayla kapatıldığının belirtilmesine rağmen ne tür bir program alındığının saptanamadığını, şirketin içinin bu şekilde boşaltıldığını, asıl zarar göreninin ortaklar ve şirket alacaklıları olduğunu, TTK'nun 340 ve 309. maddeleri kapsamında bir değerlendirme yapılmasının gerektiğini, davacının diğer ortaklara olan güvenini yitirdiğini, bir daha bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını, ortaklığın kilitlendiğini ve hissedar yapısının değişmediği sürece ortaklığın canlanmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, şimdilik 100.000,00 TL zararın davalılardan tahsilini, ortaklığın fesih ve tasfiyesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacının şirket merkezine gelmediği gibi yönetim kurulu toplantı davetlerine katılmadığını, yönetim kurulunun bu nedenle toplanamadığını, davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, şirketin tasfiyesine ilişkin organsızlık nedeni ile sona erdirme isteminin şirkete yöneltilmesinin gerekli olduğu, dolaylı sorumluluk bakımından zarara yol açan maddi olgular ile hukuki olgular arasındaki bağlantının saptanamadığı, TTK'nun 336'ncı maddesi uyarınca zarar unsurunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı şirketin yönetim kurulu başkan ve üyesi olan davalıların dava dışı şirkete vermiş olduğu zararın tahsili, dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, her ne kadar mahkemece, dava konusu zarar kalemlerine ilişkin olarak bilirkişi kurulu raporuna karşı davacı vekilinin itirazı üzerine alınan ek rapor hükme esas alınmış ise de, ek raporda bazı itiraz noktaları hiç karşılanmadığı gibi, değerlendirilen itiraz noktaları üzerinde de denetim yapılamamakta olup, esasen bildirilen görüş hüküm kurmaya ve bu hükmü denetlemeye elverişli nitelikte değildir.
O halde, mahkemece, davacı tarafın ileri sürdüğü tüm zarar kalemleri konusunda uzman başka bir bilirkişi kuruluna inceleme yaptırtılması, hükme esas alınan ek raporu değerlendiren, tartışan, itiraz noktaları üzerinde yeterince duran ve denetime elverişli olan yeni bir rapor alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, itiraz noktalarını uzmanlık alanı itibariyle yeterince aydınlatmayan, denetime elverişli bulunmayan, soyut ve yetersiz ek rapora dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.