(1086 S. K. m. 438) (6100 S. K. m. 266) (818 S. K. m. 47)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kırşehir I. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.06.2011 tarih ve 2010/220-2011/460 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ (15.620) TL'nin altında bulunduğundan HUMK'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi Sibel Demir Saldırım tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinden B. O.'nun kendisi ve ailesi için davalı sigorta şirketi nezdinde Bireysel ve Aile Acil Sağlığı Sigorta Poliçesi düzenlettirdiğini, müvekkillerinin oğlunun elim bir kaza sonucunda yaralandığını, Kırşehir Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındığını, müvekkili B. O.'nun hava ambulans hizmetinden yararlanmak için davalı şirket yetkilisini aradığını, çünkü hastane yetkililerinin oğullarının başka bir hastaneye naklinin gerekebileceğini müvekkillerine bildirmiş okluğunu, davalı şirket yetkilisinin müvekkilini aramadığını, müvekkillerinin oğlunun aynı gün hayatını kaybettiğini, ölüm teminatının müvekkillerinin vekiline ödendiğini, ancak müzayaka halinde bu ibranamenin imzalandığını ileri sürerek, müvekkilleri için ayrı ayrı 25.000.00 TL olmak üzere toplam 50.000.00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının talebinin teminat dışı olduğunu, davacılar vekilince imzalanan ibranamenin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davalı şirketin davacı ile aralarında imzalanan sigorta sözleşmesine aykırı davrandığı, ibranamenin müzayaka altında imzalandığı, bu nedenle makbuz hükmünde olduğu, kaza nedeniyle oğullarını kaybeden davacıların manevi zarara uğradıkları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, her bir davacı için 11.000.00 TL olmak üzere toplam 22.000.00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, davalı sigorta şirketinden manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, kaza geçiren oğlu nedeniyle sigorta teminatı kapsamında davalıdan hava ambulansı istendiğini, davalının hizmeti vermediğini, oğlunun aynı gün ve vefat ediğini bildirerek manevi tazminat talep etmiş, davalı vekili ise hava ambulansı temininin teminat kapsamında olmadığını ayrıca davacının ibraname verdiğini savunmuştur. Mahkemece, davalının talebinin teminat kapsamında olup olmadığı hususu üzerinde durulmadan davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece, davalı sigorta şirketinin taraflar arasında imzalanan sigorta sözleşmesine aykırı davranıp davranmadığı, davacı talebinin teminat kapsamında olup olmadığının tespiti için, aralarından konusunda ihtisas sahibi bir doktor ve sigorta uzmanının da bulunduğu üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy