MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/06/2011 tarih ve 2010/637-2011/267 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin genel müdürü ... ' ın 18.01.2001 tarihli yönetim kurulu kararı ile azledildiğini, azil nedeni ile elindeki tüm çek karnesi ve senetleri iade etmesi istenmesine rağmen teslim etmediği gibi bunları kullanarak müvekkili şirketi tehdit ettiğini, müvekkili şirket yöneticilerinin şikayeti ile eski genel müdür hakkında soruşturma açıldığını ve bu soruşturma kapsamında yapılan aramada şirkete ait çok sayıda senede el konulduğunu, bu senetlerden bir kısmının da davalı tarafından müvekkili şirkete verildiğini, ceza yargılamasının uzun sürmesi sebebiyle davalı tarafından müvekkili şirkete verilen verilen senetlerin 06.10.2010 tarihinde kendilerine iade olunduğunu, bu tarihe kadar senet asıllarını talep etmelerine rağmen alamadıklarını, ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak senet tutarlarının günün koşullarına uygun olarak ana para ve bu ana paraya ödeme gününden itibaren işletilecek tutarlarının hesaplattırılmasını ve 7.500 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu senetlerin vade tarihlerinin 1999 ve 1998 tarihli olduğu bu nedenle 6762 sayılı TTK'nın 661/. maddesi gereğince 3 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu senetlerin düzenleme tarihi itibariyle 3 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, dava konusu senetlerin adli emanette bulunmasının da BK'nın 132/6 da belirtilen zaman aşımını durduran hallerden olmadığı gerekçesiyle, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, 26.05.2011 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, işbu davayı temel ilişkiye dayanarak açtığını beyan etmesi karşısında, mahkemenin 6762 Sayılı TTK'nın 661. maddesi uyarınca davanın 3 yıllık zaman aşımına tabi olduğu gerekçesi yerinde değil ise de, dava konusu senetlerin tamamı bakımından vade tarihinden dava tarihine kadar 10 yıllık zaman aşımı süresinin de geçmiş bulunması nedeniyle, esasen temel ilişki bakımından da zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olmasına göre, verilen karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru bulunan kararın HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.