(6762 S. K. m. 20, 83, 99, 100) (4721 S. K. m. 2) (4389 S. K. m. 10) (3095 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 30.5.2011 tarih ve 2009/471-2011/395 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.9.2013 günü hazır bulunan davacı vekili ile davalı TMSF vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilince davalı bankaya devredilen Sümerbank A.Ş.'nin Samsun Şubesi'ne 50.000 DM'ın 7.12.1999 tarihinde 35 gün vadeli olarak yatırıldığını, ilgili şubece davacının güveni kötüye kullanılarak boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin havale talimatı olarak doldurularak paranın Efektifbank Off-Shore'a ait temerküz hesabına gönderildiğini ve hesapta toplanan paraların G... Şirketleri'ne kredi olarak kullandırılıp tüketildiğini, Off-Shore bankacılık konusunda hiçbir bilgisi olmayan davacının Sümerbank A.Ş. yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri ve bankaya oluşan güveni kötüye kullanılarak mevduatının Off-Shore bankaya yatırmak zorunda kaldığını, İstanbul 8. Ticaret Mahkemesi'nde açılan davanın davalı bank açısından erken açıldığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine İstanbul 11. Ticaret Mahkemesi'nde Efektifbank Off-Shore aleyhine dava açıldığını ve kısmi davanın kabul edildiğini, ancak, anılan şirket hakkında yürütülen icra takibinde şirketin hiçbir mal varlığının bulunmadığının bankacılık lisansının iptal edildiğinin ve bankanın kapatıldığının tespit edildiğini, G... Şirketleri'ne gönderilen haciz ihtarları üzerine anılan şirketlerce TMSF G... Şirketleri'nin Efektifbank'a olan borçlarının ödenmesi konusunda anlaştıklarının bildirildiğini, anılan protokole göre Sümerbank A.Ş. aleyhine açılacak davaların aleyhe sonuçlanması durumunda borcun G... Şirketleri tarafından TMSF'na ödenmesinin kabul edildiğini, Efektifbank Off-Shore hakkında yürütülen dava ve takiplerden sonuç alınamaması sebebiyle davalı bankanın sebepsiz zenginleşmesi, Bankalar Kanunu'nun 10. maddesine aykırı olarak izinsiz mevduat kabul etmesi, havale görünümlü mevduat işlemi yapması, yasaya karşı hile yoluna başvurması ve güveni kötüye kullanması, vekalet görevini kötüye kullanıp, müşterileri kasten yanlış yönlendirmesi sebebiyle davacının alacağından sorumluğu bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 6.000 TL'nin 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise aynı sebeplerle 5.000 euro karşılığı 11.000. TL'nin tahsilini istemiş, 17.9.2010 tarihli dilekçeyle davasını ıslah ederek davalı bankaya yatırılan50.000 dm'nin Euro karşılığı olan 25.992,35 Euro'nun 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davada, davacının daha fazla faiz elde etmek için kendi iradesiyle parasını off shore bankasına yönlendirdiğini, davacının kendi kusuruyla zarara uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının off shore bankasına havale edilmesini istediği paranın, davalı banka nezdinde tutulduğu, havale görüntüsü adı altında toplanan mevduatın yurt içinde kullanıldığı, tüm işlemlerin davalı banka nezdinde yürütüldüğü, davalı bankanın Off Shore Bank adı altında topladığı mevduatın yurt dışına çıkmaması sebebiyle davacı alacağının yurtiçi bankalara yatırılan mevduat gibi değerlendirileceği, davalı bankanın T.T.K.nun 20/2, B.K.nun 99, 100 ve T.M.K.nun 2. maddelerine aykırı hareket ettiği, off shore bankasının bankacılık lisansının iptal edildiği, kayda değer hiçbir mal varlığının bulunmadığı, davacının alacağını dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd.Şti.nden tahsil etme imkanının bulunmadığı, güven ve itibar kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda oldukları, objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumlu bulundukları, ayrıca 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/3. maddesinde yer alan mevduat sahiplerinin mevduatlarını geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz şeklindeki açık hüküm gereği davalı bankanın davacının mevduatını koruma borcu altında olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüyle toplam 25.564,60 Euro'nun 8.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek Euro faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, borcu üstlenen vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl ve birleşen davalar, davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemlerine dair olup yukarda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı, daha sonra davalıya devredilen Sümerbank AŞ'nin Samsun Şubesi'ne 50.000 dm yatırdığını, bu paranın sahte belgelerle off-shore hesabına aktarıldığını ileri sürerek asıl davada fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000 TL'nin tahsilini istemiş, bu davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulmasından sonra açtığı birleşen davada ise önce 5.000 euro karşılığı 11.000 TL'nin tahsilini talep etmiş, daha sonra ise ıslah yoluyla talebini yatırdığı paranın euro karşılığının tahsili şeklinde değiştirmiştir. Somut olaya uygulanması gereken 818 Sayılı B.K.nun 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parasıyla ödenmesini isteyebilir. Bu şekilde talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek borcun yabancı para olarak aynen ifasını istemesi mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafın, kısmi dava niteliğindeki asıl davada tercih hakkını kullandığı ve borcun Türk Lirası üzerinden ödenmesini istediği, bundan sonra tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek hüküm kurulmamış olması doğru olmadığı gibi bozmadan sonra davanın ıslah edilemeyeceğine dair ilkenin de dikkate alınmaması doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle borcu üstlenen vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle borcu üstlenen vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın borcu üstlenen yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 27.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy