(2004 S. K. m. 257)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Oltu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.06.2011 tarih ve 2011/ 20 D.İş. Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, karşı tarafın keşidecisi olduğu bono nedeniyle müvekkilinin alacaklı olduğunu, bononun vadesinde ödenmediğini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, borçlunun yerinin belli olduğu, mal kaçırma veya gizleme yaptığına ilişkin somut bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, alacaklı vekili temyiz etmiştir.
İstem, bonoya dayalı ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir.
İİK.nun 257. maddesinde ihtiyati haciz talep edebilmenin koşulları sıralanmış olup, bu hükümde vadesi gelmiş alacaklar için borçlunun mal kaçırmaya ilişkin belirtilerin bulunması ya da aciliyeti gerektirir bir durumun olması gerekli koşullardan değildir. Kararda dayanılan gerekçeler, İİK'nun 257/2. maddesinde düzenlenen henüz vadesi gelmemiş alacaklar için aranan koşullardır (Bkz. Prof. Dr. B.Kuru, İcra ve İflas Hukuku, III. C., İstanbul, 1993, sh. 2499 vd.).
Bu durumda mahkemece, istemde, İİK.nun 257. maddesinde öngörülen diğer koşulların bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın alacaklı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy