MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.10.2010 tarih ve 2001/677-2010/544 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 201.2013 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ..., ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı Banka'nın ... Şubesi'nde 1.11.1998 tarihinde hesap açtırdığını, 03.08.2001 tarihinde banka personelinin yapmış olduğu yolsuzluklar nedeni ile hesabında bulunan 626.800 USD parayı çekmek istediğini, ancak bankaca parasının ödenmediğini ileri sürerek 626.800 USD’nin faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının bankanın devamlı müşterisi olduğunu, her gün para yatırıp çektiğini, bu paraları genelde EFT yaparak başka yerlere gönderdiğini, ayrıca davacı hakkında soruşturma yapılması için şikayette bulunduklarını, davacı aleyhine ceza davası açıldığını, verilen beraat kararının kesinleşmediğini, dava konusu paraların 24.07.2001 ile 02.08.2001 tarihleri arasında diğer bankaların ... şubelerine EFT yapılmak suretiyle davacının ortakları ve kendi hesabına havale edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, döviz büfesi bulunması nedeni ile pek çok miktarda paranın günlük davalı bankaya yatırılıp çekildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı, davacının, davalı Banka'da hesap açtığı dönemde davalı Banka çalışanlarının müşterek hesaplarda oynamalar yaparak yolsuzluk yaptıkları, bu yolsuzluk nedeni ile haklarında ceza davası açılıp, banka personellerinden bazılarının cezalandırıldığı, dosyaya ibraz edilen ceza mahkemesi kararından anlaşıldığı davacı hakkında da davalı Banka görevlilerinin yolsuzluğuna yardımcı olma suçundan dolayı dava açıldığı, hakkında beraat kararı verildiği, kararın kesinleşmediği, davacının paraları çektiğine ya da EFT konusunda talimat verdiğine ilişkin banka tarafından herhangi bir delil ibraz edilmediği, en son bilirkişi heyetinden alınan rapora göre davacının 803.748 USD alacağı olduğu belirlendiği, ancak taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 626.800 USD’nin fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden davalıdan tahsiline, 06/08/2001 tarihinden itibaren dövize uygulanan en yüksek mevduat faizinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının davalı bankadaki mevduatında bulunan paraların davalı bankanın çalışanlarının el ve işbirliği içerisinde hesaplarından çekildiği ve şahsi menfaatlerinde kullanıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2007/262 Esas sayılı dosyasında banka memurlarının zimmet suçuna iştirak suçundan dava açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda delil yetersizliğinden beraat kararı verildiği, temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 29.06.2001 tarihli kararı ile kararın bozulduğu anlaşılmaktadır.
Ceza ve Hukuk Mahkemeleri kararları arasındaki ilişkiyi düzenleyen BK'nun 53. maddesi hükmü hukuk hakimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Ancak hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hukuk hakimini bağlar. Bu itibarla mahkemece, ... Ağır Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy