MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/06/2011 tarih ve 2010/456-2011/309 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...’ın 29.10.2007 tarihinde oturduğu binanın merdivenlerinde düşmesi sonucunda ağır yaralandığını ve 03.11.2007 tarihinde vefat ettiğini, davacıların yaptıkları harici araştırma sonucunda murislerinin ölümünden önce ... ile davalı ... şirketine sigortalı olduğunu öğrendiklerini, davalı şirkete yapılan başvurunun ise sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 8.000,00 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların talebinin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu sigorta poliçesinin menfaattarları olan davacıların sigortalının ölümünden 03.11.2007 tarihinde haberdar oldukları, gerek bu tarihte ve gerek dava tarihinde 7397 Sayılı Kanun’un 19. maddesinin yürürlükte olmaması karşısında rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren TTK’nun 1268. maddesinde düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar sigorta poliçesi 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 14.06.2007 tarihinden önce tanzim edilmiş ise de, rizikonun, yeni yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra, 03.11.2007 tarihinde gerçekleşmesine ve 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nda, 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu'nun 19. maddesinde hüküm altına alınan 10 yıllık süreye paralel bir hüküm veya düzenleme de bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.