MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14/09/2011 tarih ve 2011/193-2011/294 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli çok sayıda tanınmış markasının bulunduğunu, davalı şirketin “...” ibareli marka başvurusuna TPE nezdinde yapılan itirazın ...den İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından kısmen reddedildiğini, oysa davalının başvurusunu yaptığı markanın bira emtiasında kullanılacağını ve bu durumun müvekkilinin tanınmış markası ile iltibasa neden olacağını ileri sürerek, TPE yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2007-M–1945 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacıya ait “...” markasının bir bütün olduğu ve bir bütün olarak tanınmış olduğu, davalıya ait başvurunun ise “...” ibaresinden oluştuğu, her iki markada “...” kelimesi mevcut ise de, “...” sözcüğünün markanın kullanılacağı emtia yönünden yeterli ayırt ediciliği sağlayabileceği, ayrıca “...” kelimesi hemen hemen her mal veya hizmet için herkes tarafından kullanılabilecek zayıf bir ibare olduğundan, başka sözcük veya işaretlerle oluşturulacak kombinasyonlarla kullanılmasının mümkün olduğu, bu durumda “...” sözcüğünün önüne geldiğinde, “...” sözcüğünün ayırt ediciliğini kaldırmayacağı, ancak “...” markasının yeni bir ürününü hatırlatabileceği ve bu meyanda markanın muhatabı hedef kitle orta düzeydeki bira alıcılarında bu markanın “ ...” ile ilişkili bulunduğu veya alt markası gibi algılanmayacağı kanaati oluştuğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy