(6762 S. K. m. 1, 724) (818 S. K. m. 44, 98) (YHGK 15.06.1994 T. 1994/11-178 E. 1994/398 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01/12/2010 tarih ve 2010/567-2010/686 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin muhatabının davalı banka olduğu çek yapraklarını çaldırdığını, bankanın başvuruları sonrası çekleri iptal ettiğini, ancak sonradan müvekkilinin rızası hilafına kötü niyetli 3. kişilere 3.110.-TL'nı çek hesabından ödediğini, bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek, 3.110.-TL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumetin çek hamiline karşı yöneltilmesi ve hukuki yolların tüketilmesi gerektiğini, keşidecinin ödemeden men talimatı veremeyeceğini, davacının çek karnesini çaldırdığını bildirdiğini, ancak mahkeme kararı veya tedbir kararı ibraz etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının zararının doğması için borçluya karşı tüm hukuki yollan tüketmesi, yani çeki ibraz eden hamilden alacağını tahsil imkanının bulunmaması gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sahte imza ile keşide edilmiş çekin ödenmiş olmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece zararın bankadan tazmini için zararın gerçekleşmiş olması, yani davacının yasal yollara başvurup hamilden çek bedelini tahsil imkanının bulunmaması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, TTK'nun 724. maddesi Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğer ki, senette keşideci olarak gösterilen kimseye kendisine bırakılan çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun isnadı mümkün olsun hükmünü haiz olup, anılan maddede öngörülen sorumluluk, muhatap açısından kusursuz ve yasadan doğan bir sorumluluktur. Keşideci tamamen kusurlu fakat muhatap kusursuz ise muhatap sorumlu tutulamaz. Yani, tarafların hiçbirinin kusurlu olmadığı hallerde banka sahte veya tahrif edilmiş çeki ödemenin sorumluluğundan kurtulamaz. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Keşidecinin müterafik kusuru, TTK'nun 1. maddesinin atfı ve BK'nun 98. maddesinin yollamasıyla, BK'nun 44. maddesi uyarınca dikkate alınmalıdır. Karşılıklı kusur halinde, tarafların zarara kendi kusurları oranında katlanmaları gerekecektir. Bankanın adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluktan kurtulabilmesi için gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini kanıtlaması gerekir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Sahteciliğin inandırıcı olup olmadığı, iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı yasal unsurlar arasında sayılmamıştır (Geniş açıklama için Bkz. HGK'nun 15.06.1994 gün ve E. 94/178, K. 94/398 sayılı kararı ile Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1997, 2. Bası, Sh. 1110 vd.). Ayrıca, davalı bankanın zararı ödediği takdirde sahteciliği yapan hamile karşı rücu hakkı bulunmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı bankanın hukuki durumunun tespiti gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy