MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/09/2010 tarih ve 2009/597-2010/515 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen .../02/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ... ve Şirket Müdürü ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin % 30 pay sahibi bulunduğunu, dava dışı büyük ortak ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanıyla sermaye borcu dışında şirketin işlerinin ilerlemesi için davalı şirkete ödünç verme konusunda anlaştıklarını, davalıyla ayrı ayrı sözleşme imzaladıklarını, müvekkilinin edimini ifa ettiğini, diğer ortağın ise sözleşmenin gereğini yapmadığını, müvekkilinin güveninin kötüye kullanıldığını ileri sürerek, 279.877.40 Euro'nun ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ödüncün kredi mahiyetinde olduğunu, bir şarta bağlanmadığını, davacı ödemesinin 238.157.20 Euro tutarında bulunduğunu, borcun geri ödenmesinin alacaklı ile borçlunun geri ödeme konusunda birlikte anlaşması ve bu anlaşmanın yazılı olması durumunda mümkün olacağını savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı nezdinde alacağının olduğu, taraflar arasındaki imzalanan süresiz borç sözleşmesinde geri ödemenin bir vadeye bağlanmadığı, ortaklardan birinin ortaklıktan ayrılması halinde ödemenin nasıl yapılacağının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 1. maddesinde sadece ödünç alan ve veren arasında yazılı şartlarda mutabık kalmaları durumunda her zaman mümkün olduğunun kabul edildiği, bu durumda BK'nun 312. maddesinin uygulanmayacağı, mutabık kalmamaları halinde uyuşmazlık çıktığında mahkemeye başvurma imkanın olduğu, aksinin düşünülmesi halinde davacının verdiği parayı hiçbir zaman geri alamayacağı, diğer ortağın taahhüdünü yerine getirmediği, davacı taahhüdünün hükümsüz kaldığı, talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 256.585.39 Euro'nun tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekil ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı şirkette %30 pay sahibi davacı ile dava dışı hakim ortağın, sermaye borçları dışında ayrı ayrı davalı şirkete borç vermeyi taahhüt etmiş olmalarına, ayrı ayrı davalı şirketle aynı içerikli yazılı sözleşme imzaladıklarının sabit bulunmasına, davacının edimini yerine getirdiğinin, dava dışı hakim ortağın ise edimini kısmen ifa ettiğinin anlaşılmasına, her ne kadar yazılı sözleşmelerde ortakların şirkete borç vermelerinin diğer ortağın edimini yerine getirmesi şartına bağlanmamış ise de sözleşmeler öncesi yapılan toplantıda şirketin gelişmesi ve ilerlemesi amacıyla davacı ile dava dışı hakim ortağın birlikte davalı şirkete bu şekilde kredi sağlamayı kararlaştırmış olmalarına, davacı ortağın edimini yerine getirmesi sonrasında çekilen ihtara rağmen hakim ortağın edimini tamamen ifa etmemiş bulunmasına, ortakların bu yöndeki amacının gerçekleşmeyeceğinin ortaya çıkmış olmasına ve somut olayın özelliği gereği davacının verdiği borcu alamayacağı yönündeki savunmanın TMK'nun .... maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile bağdaşmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...-Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarına gelince; Dava, karz akdinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı taraf yazılı sözleşme uyarınca davalıya 279.000 Euro borç verdiğini, iki yıl önce satılan malzeme ve verilen hizmeti dolayısıyla 40.678 Euro fatura alacağı olduğunu, bu fatura alacağının kısmen ödendiğini, bakiyesinin ise taahhüt edilen ödünç miktarına takas-mahsup edildiğini ileri sürmüştür. Esasen, hükme esas alınan bilirkişi raporuna da bu yönüyle itiraz etmiştir. Mahkemece davacının anılan açıklaması ve rapora itirazı dikkate alınmadan, karar gerekçesinde bu yönüyle bir tartışma ortaya konulmadan yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
O halde, davacının bir kısım ödemesini alacağına mahsup şeklinde yaptığı iddiası incelenmeden yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, katılma yolu ile temyiz eden davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 27.070,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, .../02/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Taraflar arasındaki sözleşme koşulları ve özellikle sözleşmenin .... maddesinde yer verilen hüküm gözetildiğinde, davacının şirket ortaklığından çıkmadan verdiği kredinin iadesi isteminde bulunamayacağı, yine davadışı ortağı da bağlayıcı nitelikteki sözleşmenin .... ve 5/.... maddeleri gözetildiğinde işlem temelinin çöktüğünden söz etmenin de olanaksız bulunduğu, davacının söz konusu sözleşme hükmü ile .... maddede belirtilen haller dışında gayrikabili rücu bir irade beyanında bulunduğu, bu itibarla davadışı ortağın taahhüdünü yerine getirmediğini ileri sürerek kredinin iadesi isteminde bulunamayacağı kanısındayım. O halde, mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeksizin davanın kısmen dahi kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bu nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine dair Daire çoğunluğunun görüşüne katılmaya olanak görmüyorum.
Full & Egal Universal Law Academy