MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.12.2010 tarih ve 2009/828-2010/772 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.03.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı şirket arasındaki 06.12.2007 tarihli 1.150.000,00 TL tutarlı ve 11.04.2008 tarihli ....000.100 USD tutarlı genel kredi sözleşmelerine, diğer davalıların müşterek borçlu ve kefil sıfatıyla taraf olduğunu, bu sözleşmelere istinaden müvekkilinin davalı şirket lehine 11.04.2008 tarihli 1.750.000 USD tutarlı kesin teminat mektubu verdiğini, bu teminat mektubunun 01.05.2014 tarihine kadar mer’i olduğunu, teminat mektubu bedelinin müvekkili bankaya depo edilmesi ve aslının da iade edilmesi için keşide edilen ihtarnameye rağmen davalıların edimlerini yerine getirmediği ileri sürerek, teminat mektubu bedelinin müvekkili banka nezdinde faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesini, bu olmadığı takdirde teminat mektubunun iadesinin sağlanmasını, dava sırasında tazmin edilmesi halinde teminat mektubu bedelinin %60 oranında temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, halen mer'i olan teminat mektubunun risk gerçekleştiği halde muhatap ... A.Ş. tarafından nakde çevrilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava dışı ... A.Ş.'nin davalı ...A.Ş. ile ... ve ...'ya karşı açtığı dava sonucunda, finansal kiralama sözleşmesinin iptal edildiği ve finansal kiralamaya konu taşınmazların iadesine karar verildiği, böylece dava konusu teminat mektubunun kullanılması için bir gerekçenin kalmadığı, zira teminatın davalı şirket ve ortaklarının dava dışı leasing şirketinden kiraladıkları taşınmazlar için alındığı, bu kiralama sözleşmesi leasing şirketince fesih edildiğinden teminat mektubunun teminat vasfının da ortadan kalktığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, teminat mektubunun iadesi, bu mümkün olmadığı taktirde bedelinin depo edilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu teminat mektubunun muhatabı olan dava dışı ... A.Ş.'nin, davalı... A.Ş. ile ... ve ...'ya karşı açtığı dava sonucunda, finansal kiralama sözleşmesinin feshedilip, finansal kiralamaya konu taşınmazların iadesine karar verildiği, teminat mektubunun davalı şirket ve ortaklarının anılan leasing şirketinden kiraladıkları taşınmazlar için verildiğinden, teminat vasfının da ortadan kalktığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Oysa teminat mektubu halen muhatabın elinde olup iade edilmemiştir. Bu durumda muhatapça her an için tazmini talep edilebilir. O halde davacı banka açısından da teminat mektubu iade edilinceye kadar risk devam etmektedir. Davalılar vekilince sunulan temyiz dilekçesinde dahi teminat mektubunun halen mer’i olduğu belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 30.1. ve 30.8. maddelerinde, davacı bankanın teminat mektubunu hiçbir gerekçe göstermeden her zaman geri isteyebileceği, 46.1. maddesinde ise kefillerin de aynı borçtan sorumlu olduğu bildirilmiştir. Davacı banka da keşide ettiği 06.01.2009 tarihli ihtarname ile davalıların genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ödenmemiş para borçları nedeniyle hesabın kat edildiğini bildirdikten sonra teminat mektubunun iadesini, bunun mümkün olmadığı taktirde bedelinin depo edilmesini istemiştir. O halde davalı bankanın talebi sözleşmeye uygun olup, mahkemenin gerekçesinde belirttiği ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 12.....2010 tarih 2009/393 E.- 2010/537 K. sayılı kararı da teminat mektubunun teminat vasfının ortadan kalktığı anlamına gelmeyecektir. Kaldı ki anılan karar henüz kesinleşmemiş olup, nitekim Yargıtay 19. HD’nin 18.....2011 tarih ve 2011/3881 E.-12809 K. sayılı kararı ile de bozulmuştur.
Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
...- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy