(2004 S. K. m. 257) (1086 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada K.... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 1.12.2010 tarih ve 2010/124 - 2010/124 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 31.7.2008, 31.8.2008 ve 30.9.2008 vade tarihli bonoların vadelerinde ödenmediğini, borçlusunun kaçma ihtimalinin olduğunu ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ibraz edilen senetlerin vadelerinin geçtiği, ilk senedin ödenmemesi üzerine muacceliyet şartının oluşmasına rağmen paranın tahsili cihetine gidilmediği, bu durumda kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takip yapılabileceği ve ihtiyati haczi gerektirir durum bulunmadığı gerekçesiyle istemine reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı vekili temyiz etmiştir.
İstem, vadeleri geçmiş bonolara dayalı ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. H.U.M.K.nun 101 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin özel bir türü olan ihtiyati haciz, alacaklının para alacağını zamanında almasını sağlamak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına geçici bir süre el konulmasıdır. Hangi koşullarda ihtiyati haciz kararı verileceği İ.İ.K.nun 257. maddesinde hükme bağlanmıştır. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için, alacaklının, alacağın varlığı ile yasada belirtilen koşulların oluştuğu yönünde mahkemeye olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterlidir. Buradaki ispat, asıl davadaki gibi tam bir ispat değildir.
Somut olayda ihtiyati haciz istemine konu kambiyo senetlerinin incelenmesinde bononun tüm unsurlarını taşıdıkları, istemde bulunanın lehtar olduğu ve karşı tarafın keşideci sıfatını taşıdığı anlaşılmaktadır. Anılan senetlerin vadelerinin geçmiş olduğu da çekişmesizdir. Bu durum karşısında, ihtiyati haczin niteliği, senetlerin bononun tüm unsurlarını taşıdığı ve vadelerinin geçtiği dikkate alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle istemin reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın ihtiyati haciz isteminde bulunan alacaklı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy