MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.02.2011 tarih ve 2010/457-2011/31 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.04.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, vekili müvekkilinin davalı bankanın Yeni ... Şubesi nezdinde TL ve döviz (USD) hesaplarının bulunduğunu, hesaplarındaki bakiyeyi öğrenmek için banka şubesine gittiğinde gerek TL ve gerekse USD cinsinden yaklaşık 350.000 TL tutarında parasının hesabında olmadığını öğrendiğini ileri sürerek, şimdilik ....500 TL ile 20.000 USD’nın yatırıldığı günden itibaren bankanın ödemesi gereken faiziyle birlikte oluşturacağı meblağa ihtarname ile temerrüte düşürüldüğü 08.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 30.05.2008 tarihli ıslah dilekçesiyle ise (184.490) TL’nin yatırıldığı günden itibaren bankanın ödemesi gereken faiziyle birlikte oluşan meblağa, dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte ve kur farkıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile oğlu ...’nın şubeye müştereken geldiklerini, kendisinin şubeye sık sık gelemeyeceğini, hesaplarından kendi talimatı ile oğlunun işlem yapabileceğini belirterek şube personelini yönlendirdiğini, müşteri ilişkisi süresince hesaplarından bazen kendisi işlem yapıp, bazen talimat göndererek oğlu ...’nın talimata istinaden işlem yaptığını, telefonla davacıya bilgi verilip onay alındığını, davacının sürekli banka defterini işletip, hesaplara ilişkin ekstrelerin bankaca gönderildiğini, davacının hesap hareketlerini bilmesine rağmen bugüne kadar sessiz kalarak işlemlere muvafakat verdiğini, kötüniyetli olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, Dairemize ait ....07.2010 tarihli ilama dayanılarak, davacı tarafından oğlu ...'ya her işlem bazında yazılı talimat şartıyla hesaptan para çekme yetkisinin verildiği, teamülün de her seferinde yazılı talimat verilmesi şeklinde oluştuğu, davacının TL hesabından on işlem ile toplam 186.990 TL’nin yazılı talimatı olmadan veya
sahte belge ile oğlu ...'ya ödendiği, davacı hesabından yüksek meblağlar çekilir iken yazılı talimat aranmamasının bankacılık usul ve mevzuatı ile yasalara da aykırı olduğu, davalı banka tarafından davacının işlemlere icazet verdiği hususunun kanıtlanamadığı, davacı hesabından ödeme yapılır iken vekaletname, temsil belgesi veya yazılı talimat mektubu alınmadığı gibi ibraz edilen sahte belgelerin de gereği gibi kontrol edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 186.990 TL’nin temerrüt tarihi olan .../07/2005 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı Banka tarafından davacının usulsüz işlemlere icazet verdiğinin kanıtlanamadığı, davacının hesaplarını kontrol ettikten sonra susmasının her zaman kabul anlamına gelmediği, icazetin yazılı olmasının gerektiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa mahkemenin uyduğu Dairemiz bozma ilamında da açıklandığı üzere, her ne kadar davacının oğlunun para çekme işlemleri, davacıdan aldığı talimata dayanmayan usulsüz işlemler ise de bu talimatsız veya sahte talimatlarla yapılan para çekme işlemlerinden sonra, davacının aynı hesaba ait banka hesap cüzdanı ile birlikte bizzat banka şubesine giderek, başkaca işlemler yaptığı görülmektedir. Üstelik anılan talimatsız işlemlerin davacının hesap cüzdanına işlendiği, kendisinin sunduğu hesap cüzdanı örneğinden de anlaşılmaktadır. Davacı, buna rağmen yapılan usulsüz işlemlere uzun süre ses çıkarmamıştır. Tüm bu deliller, davacının yapılan usulsüz işlemlere icazet verdiğini göstermektedir.
O halde mahkemece, açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücreti davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy