MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 11. Asliye Hukuk (... .... Asliye Hukuk) Mahkemesi’nce verilen ....11.2010 tarih ve 2009/370-2010/658 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.04.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin zorunlu mali mesuliyet sigortası olmayan aracın sürücüsü iken kaza sonucu vefat ettiğini, bu nedenle müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını ileri sürerek, şimdilik 6.000 YTL maddi tazminatın davalıdan temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, ....02.2007 tarihli ıslah ile talebini 50.000 YTL ‘ye çıkarmıştır.
Davalı Garanti Fonu vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, trafik kazası sonucu ölen sürücünün desteğinden yoksun kalanların sorumluluk sigortacısına yöneltebilecekleri yansıma yoluyla oluşan zararla ilgili tazminat istemlerinin tutarının işletene karşı ileri sürebilecekleri tutar kadar olduğu, dava konusu olayda davacıların murisinin kullandığı araçla tam kusurlu olarak tek taraflı kaza sonucu ölümü nedeni ile davacıların talep ettikleri destekten yoksunluk tazminatından kusursuz olan işleten ile onun sorumluluğunu üstlenmiş olan davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıların murisinin trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle davacıların uğradığı destekten yoksun kalma zararının tazmini istemine ilişkindir.Davacıların murisi olan ... ... dava dışı ...'nın maliki olduğu tankeri kullandığı sırada meydana
gelen trafik kazası sonucu ölmesi nedeniyle geride kalan mirasçıları olan davacı eş ve çocukları söz konusu aracın kaza tarihinde geçerli bir zorunlu mali sorumluluk sigortasının olmaması nedeniyle davalı Garanti Sigortası Hesabı'ndan destekleri olan ... ...'in ölümü nedeniyle uğradıkları destekten yoksun kalma zararının tahsilini istemişlerdir. Mahkemece, davacıların murisinin tam kusurlu olarak yaptığı kaza sonucu ölmesi nedeniyle talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminatından kusursuz olan işleten ile onun sorumluluğunu üstlenmiş olan davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 86. maddesinde, işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilememiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur hükmü ile işletenin ve dolayısıyla onun sorumluluğunu üstlenen zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluktan kurtulma halleri düzenlenmiştir.Diğer yandan, aynı kanunun 92. maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamı dışında kalan hususlar sıralanmış olup, 92/a maddesinde "işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltilebileceği talepler 92/b maddesinde ise işletenin eşinin, usul ve fürunun, kendisini evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında kaldığı belirtilmiştir.Keza bu maddeye paralel olarak Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-... maddesinde teminat kapsamı dışında kalan hususlar düzenlenmiştir.
Davaya konu somut olayda ise davacıların talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya ..., asli ve bağımsız bir talep hakkı olup, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıkları, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde ... destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç şoförünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve aracın zorunlu sigortasının yaptırılmamış olması halinde zorunlu sigortacının yerine işletenin sorumluluğunu yasa gereği üstlenen davalı Garanti Sigortası Hesabı'nın işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda destekten yoksun kalan davacıların zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı Hesap'ın zararın tamamından sorumlu olduğu ve davacıların davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı isteyebileceklerinin kabulü gerekmektedir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulu’nun ....06.2011 gün ve 2011/...-142 E., 2011/411 K. sayılı ilamında, mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün mirasçılarının açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasında da Kanunun kapsam dışılığı düzenleyen 92. maddesinde, araç şoförünün desteğinden yoksun kalanların isteyebileceği tazminatların kapsam dışı olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediği ve sürücünün desteğinden yoksun kalanların üçüncü kişi olduğu kabul edilerek zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazminat talep edebilecekleri kabul edilmiştir. Açıklandığı üzere destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde ... zarardır. Bu zarardan ... hak desteğe ait olmadığına göre, onun
kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Bu durumda somut olayda, davalının davacıların kendi üzerlerinde ... destek zararından sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi esasen somut olayda, ....07.2009 tarihli bozma ilamında araştırılması istenilen kazanın nedeninin araçtaki arızadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunun da tam olarak açıklığa kavuşturulmadığının da anlaşılmasına göre, işletenin Karayolları Trafik Kanunu'ndan ... sorumluluğu ve bu sorumluluğu yasa gereği karşılamakla yükümlü olan davalı Hesap'ın bu nedenle dahi sorumluluktan kurtulması mümkün değilken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18.04.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dairemizin ....7.2009 tarih ve 2009/5670-8610 sayılı olup davacılar vekilinin karar düzeltme istemi üzerine verilen bozma kararında, “…Ancak, yansıma yolu ile zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin kendilerine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olabilmelerinin hukuken mümkün bulunmayıp sürücünün ve dolayısıyla destek tazminatında bulunanların kendi kusurlarından yararlanamayacak olmalarına, …” şeklinde gerekçelendirildiği üzere somut olay bakımından davacıların uğradığı zarar bir taraftan “yansıma yoluyla zarar” olarak nitelendirilmiş, bir taraftan da sürücünün tam kusurlu olması halinde gerek işletene ve gerekse de onun sorumluluğunu üstlenen sigortacıya karşı ileri sürebileceği bir hakkının söz konusu olmamasından ve BK’nın 44. maddesinden bahisle davacıların da bu durumda işletene karşı bir hak dermeyan edemeyecekleri açıkça vurgulanmıştır. Mahkemece bu bozma ilamına uyulmakla ilgili taraflar yararına bir usuli kazanılmış hak doğduğu ortadadır. Gerek mahkemenin ve gerekse de Yargıtay’ın doğmuş olan bu usuli hakka aykırı bir karar tesis etmesi mümkün değildir (9.5.1960 gün ve .../9 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı). Hatta, usuli kazanılmış bu hakkın, sonradan çıkan bir içtihadı birleştirme kararına aykırı nitelik taşısa dahi, yok sayılması, çiğnenmesi söz konusu olamaz. Bu bakımdan, bozmadan sonra, konuyla ilgili olarak 2011 yılında verilen bir HGK kararına dayalı olarak (kaldı ki, söz konusu HGK kararında yer alan “doğrudan zarar” olgusu teorik olarak tarafımdan da benimsenmektedir) davacılar üzerinde ... zararın, davalı lehine oluşan usuli müktesep hak bir yana bırakılarak, doğrudan bir zarar niteliğinde kabulü artık mümkün değildir. Nitekim bozmaya uygun şekilde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan raporda sürücünün tam kusurlu olduğunun açıklanması nedeniyle mahkemece benimsenen bu rapor dairesinde davacıların destek tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir. Söz konusu raporda, araçta varlığı ileri sürülen teknik arızanın varlığını gösteren bir işaret bulunmadığı yolundaki değerlendirmenin aksini gösteren bir bulgu da dosya kapsamında mevcut değildir.
Tüm bu nedenlerle, mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan, Dairemiz çoğunluğunun yukarda açıklanan bozma gerekçelerine katılmayı olanaklı görmüyorum.