(492 S. K. m. 30, 32) (556 S. KHK. m. 7)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.07.2010 tarih ve 2006/328-2010/347 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Ova ve Ova Süt ibareli çok sayıda markasının bulunduğunu, 1985 yılından itibaren ürettiği ürünleri Ova markasıyla piyasaya sürdüğünü, markanın toplumda tanınan bir marka haline geldiğini, davalı şirketin ise Karlıova Malatya markasının adına tescil ettirdiğini, davalının iki yer adının yanyana getirilmesinden ibaret markasının bu şekliyle tescil olunmasının 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesine aykırı olduğunu, öte yandan gerek ürün ambalajlarında, gerekse reklamlarında markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmayan davalının, Ova unsurunu ön plana çıkartarak davacının markasına iltibas oluşturacak şekilde kullanmaya başladığını, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı şirket adına tescilli Karlıova Malatya ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin men'ine, şimdilik kaydıyla 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ova ve ova süt markasını 1985 tarihinde tescil ederek bu marka ile süt ve süt ürünleri üretip pazarladığı, davalının 2003 yılında tescil ettirdiği Karlıova Malatya ibareli markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmayıp, aynı sektörde faaliyet gösteren ve belli bir bilinirliğe ulaşan davacı şirketin ova markası ile iltibas yaratacak şekilde kullanmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davacının bu yüzden uğradığı zararın 50.000 TL olduğu, bununla birlikte davalı markasının tescil edildiği şeklin dışında kullanılmasının markanın hükümsüzlüğünü gerektirmediği gerekçesiyle, davalının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetinin men'ine, 50.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükümsüzlük istemi ile manevi tazminat talebinin fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, somut uyuşmazlıkta marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi, davalı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunulmuş, davacı tarafça bu taleplerin hepsi için maktu harç yatırılmıştır. Mahkemece, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30, 32. maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat istemleri bakımından eksik harç tamamlattırılmadan yargılamaya devam edilmesi doğru değildir. Mahkemece talep edilen maddi-manevi tazminat talepleri üzerinden nispi peşin karar harcının tamamlattırılarak, maddi ve manevi tazminat tutarları bakımından ayrı ayrı olmak üzere davacı yararına nisbi vekalet ücreti takdiri gerekirken, yazılı gerekçe ile maktu vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin manevi tazminat yönünden davalı yararına hükmolunan vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin manevi tazminat yönünden davalı yararına hükmolunan vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy