MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.12.2010 tarih ve 2006/385-2010/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Hotel Les Ottomans İstanbul+Şekil” ibaresinin marka olarak tescili için TPE’ne başvuruda bulunduğunu ancak adı geçen kurumun diğer davalıya ait başvuruyu gerekçe göstererek müvekkilinin başvurusunu 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7/1-b maddesi gereğince reddettiğini, yaptıkları itirazın da nihai olarak reddedildiğini ileri sürerek, TPE YİDK kararının iptaline ve tescil edilmiş olması halinde davalıya ait başvurunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, “Ottomans” ibaresinin batı dillerinde “Osmanlılar” anlamına geldiği ve ülkemiz ortalama tüketicisinin de bu anlamı bildiği, redde dayanak başvuruda “Hotel” ibaresinin asıl unsur olan “Ottomans” ibaresinden sonra yazılması sebebiyle taraf markaları aynı kabul edilemezlerse de müşteri kitlesi nezdinde okunuş, işitsel, görsel ve semantik olarak aynıymış gibi algılanmaktan uzaklaşamadıklarını, her iki başvuruda yer alan “Hotel” sözcüğünün tescil kapsamındaki çekişmeli “geçici konaklama hizmetleri” için doğrudan hizmetin türünü belirten tamamlayıcı bir sözcük olup, yardımcı unsur niteliğinde, ayırt edici olmayan sektördeki herkesin kullanımına açık bir ibare olduğu, bu haliyle her iki başvurunun aynı gibi algılanacak düzeyde benzer oldukları, her iki başvuruda da “geçici konaklama hizmetlerinin” bulunduğu ve bu haliyle kararnamenin 7/1-b maddesi anlamında da tescil engelinin gerçekleştiği, davacı tarafça eskiye dayalı kullanımla tanınmışlık ve ayırt edicilik sağlandığı iddia edilmişse de başvuru tarihi itibariyle 556 Sayılı Kararnamenin 7/son hükmünde yer alan 7/1-b maddesine yapılan atıf kaldırıldığından kullanımla ayırt edicilik sağlandığı yönündeki iddianın dinlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı şirkete ait başvuru işlemden kaldırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, diğer istemlerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy