MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.05.2011 tarih ve 2009/785-2011/184 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.06.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde vadeli, vadesiz ve yatırım hesaplarının olduğunu, çalışanlarının yüksek kâr ve VIP hizmet vaadiyle 500.000 USD tutarlı parasını davalı tasarrufuna bıraktığını, finansman bilgisine sahip olmadığını, ana para garantili bir takım belgeler imzalattığını, yapılan incelemede ... kökenli bir banka olan ... Hol. İnc. Bankası'nın ... Bank ... 'ya sattığı bazı yapılandırılmış tahvilleri davalının TMSF ve SPK'dan habersiz şekilde özel kişilere pazarladığının ortaya çıktığını, istenmesine rağmen kendilerine belge verilmediğini, anılan tahvillerin ... 'de bile satışının yasak olduğunu, bir havuzda toplanarak yeniden yapılandırılmak suretiyle para toplandığını, davalı bankanın ana sermayesini dayandırdığı ... Citi Bank'ın satın aldığı ve karşılığı olmayan bu menkul değerleri satın almak ve müşterilere pazarlamakla görevli bulunduğunu, müvekkiline bu yönde açıklama yapılmadığını, aksine olumlu telkinlerde bulunulduğunu, mevduatından haksız yere tasarruf edildiğini, zararının doğduğunu ileri sürerek, 250.00 USD'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline husumet düşmeyeceğini, mevzuata göre aldığı tahvillerde aracılık ettiğini, dava konusu tahvilleri ihraç eden firmalara yönelmesi gerektiğini, yazılı talimatlarına göre işlem yapıldığını, eksik bilgi verme ve yönlendirme iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın davacının, davalı kanalıyla satın aldığı tahvili çıkaran firmanın iflas etmesi nedeniyle oluşan zarardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığı, davacının aldığı hissenin yabancı yatırım aracı olması dolayısıyla mevzuat açısından SPK kayıtları altında olmadığı, ancak bu nitelikteki yatırım aracının satımına salt bankaların aracılık edebileceği, davalının bu yönüyle bir imtiyaza sahip olduğu, müşterisi davacıyı doğru ve dürüst şekilde bildirmekle yükümlü bulunduğu, dinlenen tanık beyanlarından davalı temsilcilerinin davacıyı yabancı hisseyi satın alması konusunda ikna ettikleri, hatta ana para
garantisi verildiğini söyledikleri, yarı oranda zararı karşılamak yönünde davalının sulh teklifi bulunduğu, davalının satışına aracılık ettiği hisseyle ilgili eksik ve yanıltıcı bilgi verdiği, davacının yurt içi yatırımlarından bilinçli olarak uzaklaştırıldığı, uyuşmazlık konusu hisseye yöneltildiği, davacı zararının tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 250.000 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 19.597,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.