MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.09.2011 tarih ve 2009/32-2011/527 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin oğlu olan...’in 13.05.2000 tarihinde Almanya’da kaybolduğunu ve bir daha kendisinden haber alınmadığını, ...’in 06.09.1999 tarihinde ...’a giriş yaptığını ve aynı gün ... ... Şubesi nezdinde hesap açtığını ancak davalının, söz konusu hesap sahibinin kimlik bilgilerinin farklı olduğundan bahisle hesapta bulunan paraları müvekkiline ödemediğini, ileri sürerek, öncelikle açtıkları gaiplik davası bekletici mesele yapılarak, bankadaki hesapta bulunan döviz cinsinden mevduatın...’e ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu hesap sahibinin anne baba adı ve doğum tarihi bilgilerinin farklı olduğunu, davacı tarafça daha önce aynı konuda açılmış olan bir başka davaya ilişkin olarak kesin hüküm bulunduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu ve sebebi aynı olan bir başka davada mahkemece verilmiş bir kesin hükmün bulunduğu ve davacının oğlunun kimlik bilgileri ile davalı nezdindeki hesabın sahibinin kimlik bilgilerinin farklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, hakkında gaiplik kararı verilen, davacının oğlu... tarafından açılan banka mevduat hesabının...’e ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkilinin oğlu olan...’in 2000 yılında kaybolduğunu, her türlü aramaya rağmen kendisinden haber alınamadığını ileri sürerek, ... tarafından açıldığı iddia olunan davalı nezdindeki mevduat hesabının adı geçene ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya evrakı incelendiğinde, davacı tarafça açılan; dava sebebi, konusu ve tarafları aynı olan bir başka davanın yerel mahkemece reddine karar verildiği ve söz konusu
hükmün, ... hakkında alınmış bir gaiplik kararı bulunmadığı ve bu suretle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, Dairemizce onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar yerel mahkemece söz konusu hükmün kesin hüküm mahiyetinde olduğundan bahisle sonuca gidilmişse de, değinilen onama kararında, davacının oğluna ilişkin gaiplik kararı bulunmadığı ve bu haliyle yaşadığı kabul edilen kişi adına mirasçısı dahi olsa bir başka kişi tarafından dava açılması halinde aktif dava ehliyetinin bulunmadığı açıklanmıştır. Buna karşın eldeki davada, davacı tarafça davacının oğlu olan...’e ilişkin, kesinleşmiş gaiplik kararı örneği sunulduğu anlaşılmakla, olayda uygulama yeri olmayan kesin hükmün varlığından bahsedilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Ancak dosya kapsamı itibari ile davacı tarafça...’e yönelik olarak alınan gaiplik kararına karşın, mahkemece davacının, hakkında gaiplik kararı verilenin mirasçısı olup olmadığı, gaip...’in başkaca mirasçısının bulunup bulunmadığı, bir başka anlatımla davacının mirasçı sıfatı ve bunun sonucu olarak aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığı incelenip değerlendirilmiş değildir. Bu kapsamda, mahkemece öncelikle değinilen hususlar üzerinde durularak davacının mirasçı sıfatının bulunup bulunmadığının tespiti ile sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı hukuki değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir
2- Kabule göre de, dava dosyası kapsamı itibariyle, davacının oğlu ...’in 06/09/1999 tarihinde ... ilçesinden Türkiye’ye giriş yaptığı ve aynı gün adı geçen ilçeye coğrafi olarak yakın olan ... ... Şubesinde hesap açıldığı, bu konuda dinlenen tanığın da aynı yönde beyanda bulunduğu, nitekim açılan hesap sırasında alınan tek belgenin Alman vatandaşı olan ...’e ait pasaport örneği olduğu ve ilgili pasaport örneği incelendiğinde davacının üzerindeki fotoğrafın ...’e ait fotoğraf ile benzeştiği, doğum tarihinin de davacı tarafça bildirildiği üzere 01.12.1965 olduğunun anlaşıldığı, bu suretle söz konusu mevduat hesaplarının davacının oğlu ... tarafından açıldığının anlaşılmış olmasına göre, hesap sahibinin anne baba ismi ve doğum tarihinin farklı olduğundan söz edilerek, soyut gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi dahi doğru görülmemiş kararın bu gerekçeyle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy