MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.03.2012 tarih ve 2006/125-2012/84 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. Defne Kurtoğlu ile asıl davada davalılardan ... ve ..., birleşen davada davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı FBS Firması arasında kredi kartı uygulaması için 28.04.1993 tarihinde Lisans, Servis ve Bakım Sözleşmeleri imzalandığını, bu tarihte davalılardan ...'ın ... Müdür Yardımcısı, ...'in Otomasyon Daire Başkanı, ...'ın Bireysel Bankacılık Hizmetleri Daire Başkanı, ...'in Sistem Geliştirme Daire Başkanı olarak görev yaptıklarını, anahtar teslimi olarak satın alınmasına karar verilen projenin sonuçlandırılmadığını ve tamamen devre dışı kaldığını, davalıların ihale ve sözleşmenin imzalanması aşamalarındaki haksız ve kusurlu işlemleri nedeniyle bankanın zarara uğratıldığını ileri sürerek, asıl davada oluşan banka zararının tespiti ile şimdilik 23.000 USD'nin faizi ile birlikte asıl davadaki üç davalıdan müştereken ve müteselsilen, birleşen davada ise 2.282.022,00 USD'lik banka zararının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla %45'inin ..., %25'inin ..., %20'sinin ..., %10'unun ...'dan zararın oluştuğu tarihten itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı banka tarafından dava konusu ... cihazları için Bilgisayar Yazılım Programı yapımı ile ilgili sözleşme zamanında feshedilmediği gibi ayıplı olmakla yürürlükten kaldırıldığı, belirtilen programın gerçekten ne durumda olduğu ve ne gibi noksanlıklar içerdiği konularında zamanında gerekli tespitlerin yaptırılmadığı, söz konusu Yazılım Programının başka bir banka tarafından başarı ile uygulandığının daha önceki raporlarda belirtildiği, Yazılım Programının davalılar dışındaki bir takım ihmaller nedeniyle gereği gibi uygulanmadığı, zamanında gerekli önlemler alınmadığından daha sonraki gelişmeler sonucunda sözü edilen zararın gerçekleştiği kanaatine varıldığı, sonuç olarak teknik bilirkişi raporlarında, davalıların eylemleri nedeniyle oluşan şirket zararının ispatlanamadığının belirtildiği, dava zamanaşımının zarar verici olduğu iddia edilen eylemin yetkili organ tarafından öğrenilmesi tarihinden itibaren başlayacağı, Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi gereğince zararın ve failinin öğrenilmesi tarihinden itibaren bir sene geçmekle davanın zamanaşımına uğrayacağı, ... dışındaki davalılar yönünden dava açılması yönündeki yönetim kurulu kararının 14.09.1995 tarihli olup en geç bu tarih itibariyle zarar verici olduğu iddia edilen eylem ve zararın faillerinin öğrenildiği, bu tarihten önce konu ile ilgili müfettiş soruşturması ve disiplin soruşturması yapıldığı, davalılardan ... yönünden disiplin kurulu kararının daha sonra onaylanması ve daha sonraki bir tarihte yeniden değerlendirme yapılmasının sonucu değiştirmeyeceği, gerek asıl gerekse birleşen dava yönünden zamanaşımı süresinin 14.09.1995 tarihinden itibaren işlemeye başladığı, asıl davanın ise 16.09.1996 tarihinde açılmış olup, gerek asıl davanın gerekse birleşen davanın zamanaşımı yönünden de reddinin gerektiği gerekçesiyle, davalı ... yönünden kararın kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, asıl ve birleşen dosyadaki diğer davalılar hakkındaki davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak asıl davada davalılar ... ve M. ... ile birleşen davada davalı ...'a verilmesine, asıl ve birleşen davada davacı harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına, 21.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy