MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.03.2012 tarih ve 2010/1056-2012/128 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin “obje” ibareli iki ayrı tescilli markasının bulunduğunu, davalının ise “objeconcept” ibaresi adı altında 25 ve 35'inci sınıflarda marka başvurusunda bulunduğunu, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunduğunu ileri sürerek, davalıya ait markanın 25'inci sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını, aynı sınıfta “obje” ibareli çok sayıda marka bulunduğunu, markaların hitap ettiği tüketici kitlesi dikkate alındığında aradaki farkın kolaylıkla ayırt edilebileceğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markalarının obje sözcüğü ve şekil unsurundan ibaret olduğu ve esaslı unsurun obje ibaresi olduğu, davalı markasının ise “objeconcept” ibaresinden oluştuğu ve markanın esas unsurunun obje sözcüğü olduğu, bu haliyle taraf markaları arasında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b maddesi gereğince benzerlik olduğu ve ilişkili oldukları malların 25'inci sınıftaki emtialar yönünden aynı tür olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı adına tescilli markanın 25'inci sınıftaki emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 42 vd. maddelerinde bir düzenleme bulunmadığı halde mahkemece hükmün ilanına da karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın HUMK’nın 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, kararın hüküm fıkrasının iki numaralı bendinin hükümden çıkartılması suretiyle kararın bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy