MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/04/2012 tarih ve 2009/559-2012/492 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/02/2014 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ...ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı nezdinde düzenlenen sağlık sigorta poliçesi kapsamında davacıların murisi ..., davacı ... ve ...’ın sigortalı olduklarını, son düzenlenen 31.10.2007 tarihli poliçe ile ömür boyu yenileme garantisi verildiğini, bu poliçe düzenlenirken muris ...’ın karaciğer rahatsızlığını beyan ettiğini, 15.07.2008 tarihinde ... Hastanesi’nde karaciğer nakli olduğunu, ameliyat karşılığı 110.000 TL bedelli fatura düzenlenmesi üzerine davalıya başvurulduğunda davalının ...’ın 07.04.2004 tarihinde karaciğerle ilgili enzim yüksekliği ve hepatit B antijeninin pozitif olduğu bulgusunun ve sigortalı ...’ın 1997 yılında teşhis edilen sol meme kist operasyonu ile 16.01.2007 tarihli fundoplikasyon operasyonlarının beyan edilmediği gerekçesiyle poliçe genel şartların 6, 7,9'ncu maddeleri kapsamında cayma hakkı kullanılarak 28.07.2008 tarihi itibariyle sonlandırıldığının bildirildiğini, oysa söz konusu rahatsızlıkların davalıya beyan edildiğini, TTK’nın 1290 maddesi kapsamında beyan mükellefiyetine aykırı davranılmadığını ileri sürerek, poliçenin sigorta şirketince feshedilmesi tarihinden itibaren kalan süre için ömür boyu yenileme garantili olarak devamına, ... için yapılan tedavi masrafından şimdilik 10.000 TL’nin, 07.03.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 80.000 TL’nin ve her bir davacı için 10.000 TL olmak üzere toplam 30.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların murisi İhsan ve davacı ... beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığından genel şartlar 5,6,8'nci maddeleri kapsamında cayma hakkı kullanılarak poliçenin sonlandırıldığını, müvekkili şirketin kusuru olmadığından veya kusursuz sorumluluğu bulunmadığından manevi tazminat talebinde bulunulamayacağını, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisi ... ve davacı ...’ın beyan yükümlülüğüne aykırı davranmadıkları anlaşıldığından davalının sağlık sigorta poliçesi genel şartlarının 5,6 ve 8. maddeleri çerçevesinde cayma hakkını kullanamayacağı, kusurları bulunmayan davacıların ömür boyu yenileme garantisi olan sözleşmenin devamını istemelerinin ve poliçe kapsamında sigortalı İhsan’ın tedavi gideri olarak düzenlenen 110.000 TL'lik fatura bedelini talepte haklı oldukları, ancak sigorta sözleşmesinin başlangıç tarihi 30.10.2007 olup rizikonun gerçekleştiği tarih 04.08.2008 olduğuna göre TTK’nın 1268. maddesinde öngörülen 2 yıllık sürenin 04.08.2010 tarihinde dolduğu, ıslah talebi zamanaşımından sonra yapılıp sigortalının tazminat talebini sürüncemede bırakmayan davalının ıslah yönünden yaptığı zamanaşımı itirazının yerinde bulunduğu, davacılar manevi tazminat talebinde bulunmuşlarsa da bu talep söz konusu sağlık sigorta poliçesi kapsamında olmadığı gibi davalının haksız fesih kusuru da tespit edilmediği gerekçesiyle taraflar arasındaki sağlık sigortası sözleşmesinin geçerli ve devam ettiğinin tespiti ile 10.000,00 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, davacının koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine, ıslah edilen davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine istek halinde aşağıda yazılı 17,10 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine, 21/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy