MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 34. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.04.2012 tarih ve 2011/363-2012/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 03.05.2007 tarihinde davalıya ait uçakla Dubai-İstanbul arası yolculuk yaptığını, yanında kamerasının bulunduğunu, daha önce aynı şirketle yaptığı yolculuklarda kamerasını kabin bagajında taşıdığını, ancak son yolculuğunda kamerasını kabine kadar getirdiğini, görevlinin kameranın kabinde taşınamayacağını belirttiğini, müvekkilinin kameranın kırılma ihtimalinin olduğunu görevliye söylemesi üzerine, görevlinin kamerayı kokpit bagajına alabileceklerini, uçaktan inerken elden teslim edeceklerini belirterek teslim aldığını, inişte görevliden kamerasını istediğini, el bagajı teslim ofisinden teslim alabileceklerinin belirtildiğini, kameranın normal bantlı bagaj yerinden geldiğini, kontrol ettiğinde objektifinin kırılmış olduğunu tespit ettiğini, tamir masrafı olarak 4.650 TL ödediğini, ayrıca bu kamerayı kiraladığını, tamirat süresi olan 52 gün için kira bedeli 2.600 TL daha ödediğini, olay nedeniyle üzüntüye kapıldığını ileri sürerek, 1.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kabinlerde 7 kg kadar yük taşınabileceğini, bu nedenle davacıya el bagajı fişi verildiğini, el bagajının kabinlerde taşınması elverişli olmayan yükler için düzenlenen belge niteliğinde olduğunu, görevlinin kameranın kokpitte taşınacağını söylemesinin mümkün olmadığını, böyle bir taahhüdün uçuş prosedürüne aykırı olduğunu, davacının kameranın taşınması sırasında gerekli önlemleri almadığını, manevi tazminat şartlarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, kameranın kabinde taşınması gereken yüklerden olduğu, buna rağmen el bagajı fişi verildiği, davacının bu konuda daha önceden uyarılması gerektiği, davalının hareketinin Varşova Konvansiyonu'nun 25. maddesi gereğince pervasızca hareket olarak nitelendirilebileceği, bu nedenle maddi tazminat isteminin kabulü gerektiği, davacının fotoğrafçı mesleği göz önünde tutulduğunda, kamera hasarı nedeniyle mesleğini icra etmekten geri kaldığı, çekim yapamadığı, davalı taşıyıcının akde aykırı davranışı sonucu davacının koşulları oluşan BK'nun 49. maddesine göre manevi tazminata hak kazandığı gerekçesiyle, 1.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın 20.06.2007 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 1.maddesi gereğince temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamında Türk Sivil Havacılık Kanunu ve Varşova Konvansiyonu’nda bagajın ziyan ve kaybı halinde manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği bakımından herhangi bir düzenleme bulunmadığından bu konuda Borçlar Kanunu Hükümlerine göre değerlendirme yapılması ve manevi tazminat koşullarının nasıl gerçekleştiğinin açıklanması gerektiği belirtilmiş olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan hasarlarda manevi tazminata hükmedilmesi için hasarın, M.K. 24 maddesi ve BK 49. Maddesi anlamında davacının kişilik haklarına saldırı oluşturur nitelikte olması gereklidir. Somut olayda davacı kamerasının kırılması nedeni ile üzüntüye kapıldığını ileri sürmüş ise de kiralık olarak kendisinde bulunan kameranın hasar görmesi nedeniyle yaşandığı ileri sürülen davacı iddialarının MK 24 ve 818 Sayılı BK’nın 49. maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulü mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy