Taraflar arasında görülen davada verilen 10.04.2012 tarih ve 2011/98-2012/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 1996 yılında Hakkari ili sınırları içerisindeki.440-1.175 m. kotları arasında projesini geliştirdiğini, 2004 yılında ise kesin projesini yaptırdığını, kesin projenin 1440-1235 m. kotları arası için yapıldığını; müvekkili şirketin ise 1.235-1.175 m. kotları arasında ve rojesini ilk kez geliştirdiğini, bu proje ile başvurduğunu, uygunluk bildirimi aldığını, ancak daha sonra takdir hakkını kullanarak su kullanım anlaşmasını imzalamadığını; Yönetmeliği uyarınca ıslak imzalı taslağın noter imzalı şekle dönüştürülmesi beklenirken davalı idarenin 14.09.2009 tarihli yazı ile özetle projenin üst kodlarında (1.440-1.235) yer alan rasında imzalanan ikili anlaşma çerçevesinde yapımı planlanan rojesine ilişkin Anlaşmanın 02.02.2009 tarihli Kararı ile kaldırıldığını; bu nedenle kamu kaynaklarının optimum kullanımı amacıyla 996 planlama raporundaki 1440-1175 m kodları arasında yapılacak web sitesinde özel sektör müracaatına açılacağı; bu nedenle 1.235-1.175 m kodlarını içeren müvekkili projesinin çalışması nedeniyle iptal edildiğinin bildirildiğini; bu karara karşı açılan iptal davanın 2010/116 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunu reddedildiğini, halen temyiz aşamasında olduğunu; ancak daha sonra 1.440-1.235 m. kotları ve 1.235-1.175 m kotları arasında iki ayrı projeyi birleştirerek grup santral projesi adı altında ihaleye çıktığını, müvekkilinin " projesi ile davalı idarenin ihaleye çıktığı " Projesinin" karakteristik özelliklerinin aynı olduğunu, izinsiz olarak ihaleye esas alınarak kullandığını ve müvekkilinin eserine tecavüzde bulunduğunu iddia ederek; müvekkiline ait projenin m. 2/3 hükmüne göre eser olduğunun tespitini; davalı tarafından ihaleye çıkarılan proje ile müvekkil projesine yapılan tecavüzün men'ine, ihalenin ve buna ilişkin işlemlerin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çekişme konusu projenin uygulanacağı bölgede tarafından 1987 yılında "" hazırlandığını, 10 adet baraj, ve oluşan proje önerisi yapıldığını; planın kilit projesinin "" olduğunu, bu projenin tarafından 1996 da tamamlandığını; 1440-1175 m.kotları arasında "Baraj ve
.../...
-2-
öngörüldüğünü, ancak 26.02.1998 tarihli işbirliği anlaşması kapsamında oluşturulan konsorsiyumun 06.07.2004'te teslim ettiği projede baraj katları değişmeden santral katının 1235'e çekildiğini; tünel uzunluğunun ise. olarak belirlendiğini; 21.09.2007 tarihinde kotu arasında idareye teslim ettiğini, tarafından hazırlanan planlama ile 1235-1175 m arasında 60 m'lik düşüden yararlanabileceğinin tespit edildiğini ve itesinde 23.10.2007-22.11.2007 tarihleri arasında 30 gün yapılan yayın ile diğer kişilerin müracaatına açıldığını, başka müracaat olmayınca ön rapor sunan davacı şirketten fizibilite raporu alındığını; onayı üzerine ilgili şirkete Anlaşma örneğinin gönderildiğini; ancak bu sırada 1440-1235 m. projesine yürürlükten kalktığını ekrar görüş istendiğini ve özel sektör tarafından geliştirilen " projesinin 1987 ve 1996 raporları ile belirlenen formülasyonu bozduğu gerekçesi ile uygun bulunmadığını ve idarece davacıya bunun bildirildiğini;esasen projesinin 1996 yılındaki planlama çalışmaları kapsamında müracaata açıldığını, santralin kuyruksuyu kotunun 1235 m olarak belirlendiğini, çekişmeli projesinin'de kotları arasında gerçekleştirilmesinden başka bir formülasyon bulunmadığını; her iki projenin karakteristik özelliklerinin arafından başlatılan çalışma, plan ve projelerin bir sonucu olduğunu; davacının projesinin eser niteliğini taşımadığı gibi, idare tarafından belirlenen teknik veri ve bilgiler dışında herhangi bir alıntı, intihal ve ihlal olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait ihlale konu "sınırları içerisindek üzerinde idarenin belirlediği koordinat ve kotlar () arasında kurulmas tarafından uygun bulunan fizibilite raporu olduğu;raporun kendisinden önceki etüt ve çalışmalardan yararlanılmak ve fiziki-coğrafi koşullar nedeniyle zorunluluk arz eden bilgiler ve bu bilgilerin belirli bir bilimsel metod uygulanarak işlenmesi suretiyle oluşturuluş ilmi nitelikte proje nlamında eser niteliğinde bulunduğunun kabulü gerektiği; bilirkişi raporunun çoğunluk görüşünde teknik zorunluluklar ve izlenmesi gereken adımlar dolayısıyla yaratıcının yaratma alanının son derece sınırlı olduğu, söz konusu fiziki şartlar ve diğer verilerle ilgili bilgilerin alınması hemen hemen tüm mühendisler ve benzer bir projenin ortaya konulması sonucunun doğduğu, bu nedenlerle bu tür projelerde sahibinin hususiyetini taşıma koşulunun bulunmadığı ve dava konusu projenin eser sayılamayacağı yönündeki görüşe iştirak imkanı bulunmadığı; ne var ki, davalının ihaleye çıkarken kullandığı hazırladığı "" başlıklı raporun, davacı fizibilite raporundan yukarıda belirtilen arazi koşulları, yağış miktarı, su debisi gibi kendisinden önce yapılan baraj ve mevcut olduğu, kotunun değişmez veri olmasından kaynaklanan zorunlu teknik unsurlar dışında tamamen farklı bir üslup içerik, anlatım ile şekillendiği ve sahiplerinin hususiyetini taşıyan müstakil bir eser olduğu; dolayısıyla ortada bir intihalden söz edilemeyeceği, nitekim bu konuda çoğunluk ve muhalefet görüşü bildiren tüm bilirkişilerin aynı fikirde olduğu;diğer taraftan muhalif bilirkişinin "fiziki şartlar ve diğer verilerle ilgili bilgilerin n veya proje firmalarından alınmasının hemen hemen tüm mühendislerce benzer bir projenin ortaya konulması sonucunu
.../...
-3-
doğurduğu; ancak yine de projelerde tünel güzergahlarının ve proje karakteristiklerinin aynı olmasının beklenemeyeceği bu sebeple davalı projesinin davacı projesinden haksız yararlanma suretiyle hazırlandığı", yönündeki görüşe itibar edilmesine de olanak bulunmadığı, zira kuşkuya yer kalmayacak şekilde belirlendiği üzere iki proje arasındaki karakteristik verilerdeki benzerliğin coğrafi şartlar, kendisinden önceki baraj ve rojesinin kotları ve zorunlu teknik sonuçlardan ibaret bulunduğu; Gerçekten de, rapor tablo 1'de verilen aynı karakteristik özelliklerden "Proje alanı, debi, bürüt düşü, işletme kotu (1235 m) tünel eğimi; kuyruk suyu kotu (1175 m) yine tablo 2'de gösterilen benzer karakteristiklerinden "nun tamamen coğrafi ve jeolojik koşulların zorunlu kıldığı karakteristik veriler olduğu; coğrafi yapı ve teknik zorunluluktan kaynaklanan kamuya mal olmuş bu verilerin davalının 1987 yılında başlayıp süre gelen master planı ve kesin plana dönüşme sürecinde elde edilen verilerin davalı raporunda da yer almasının intihal oluşturmadığında şüphe bulunmadığı;g Zorunluluk arz eden verilen dışında kalan "cebri boru adedi (4) ve uzunluğu; türbin tipünel çapı" gibi unsurların ise, fikir düzeyinde kapsamında korunması imkanı bulunmayan soyut düşünceden ibaret bulunduğu; zira apsamında eser olarak soyut fikirlerin korunamayacağının bilinen hususlardan olduğu; bir akarsuyun belirli bir kot aralığına baraj, regülatör veyapılması, burada 4 adet cebri boru kullanılması, türbin tipi gibi temel tercihlerin soyut fikirden ibaret teknik seçeneklerden ibaret olduğu; projenin dil ve yazıya aktarılmış, somutlaşmış ifade biçimi, yani kapsamında korunabilecek metne dökülmüş anlatımı bakımından bir alıntı, haksız yararlanmanın somut olayda mevcut olmadığı; dolayısıyla raporun karşı oy yazısında belirtilen karakteristiklerin kısmi benzerliğinin haksız yararlanma olarak kabulünün sistemine aykırı düştüğü bu nedenle karşı oy yazısındaki aksine düşünceye iştirak edilemeyeceği; öte yandan esasen davacı raporundan bir intihal olmadığının karşı oyu yazan bilirkişinin de kabulünde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 04,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy