MAHKEMESİ : İFİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davadan dolayı ... 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/04/2011 gün ve 2006/754-2011/91 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. Kişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğünde açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile sağlanabilir. Aynı şekilde verilen kararın da taraflara usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi yasal bir zorunluluktur.
Tebliğ ile ilgili kanun ve tüzük hükümleri tamamen şeklidir. Tebligat, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi, ancak yasa ve tüzükte emredilen şekillerle ispat olunabilir.
TK'nın 10. maddesinde, tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılacağı öngörülmüştür. Öte yandan TK'nın 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanunun 9. maddesi ile değişik 35/II maddesi hükmüne göre, adresini değiştiren kimsenin yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılacağı ve asılma tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı, Tebligat Yönetmeliği'nin 57/II maddesi hükmüne göre ise, adresini değiştiren kişi yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, adres araştırması yapılmasına gerek kalmaksızın tebliğ evrakının bir nüshasının eski adresin kapısına asılacağı ve asılma tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı açıklanmıştır.
TK'nın 35. maddesinin uygulanabilmesi için, dosya kapsamında aynı yargı merciinin çıkardığı tebligatın, muhatabın adresinde kendisine veya muhatabın adresinde muhatap adına kendisine tebligat yapılabilecek kimselerden birine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olması, bu tebligattan sonra adres değişikliğinin bildirilmemiş olması gerekir.
Yukarıda anılan Kanun ve Yönetmelik hükümleri çerçevesinde mahkemece, öncelikle davalı Z.. G..'ün adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin araştırılıp tespit edilerek bu adrese TK'nın 10. maddesine göre tebligat çıkarılması, bu şekilde tebligat yapılamaması halinde ise Tebligat Kanunu ve ilgili mevzuatı uyarınca tebligatın gerçekleştirilmesi, yasal temyiz süresi beklenildikten sonra ve her halükarda davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesini teminen dosyanın mahal mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın mahal mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 01.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy