MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/05/2012 tarih ve 2011/166-2012/103 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin “... ... ...” ve “ ... ... ...” ibareli marka başvurularının, müvekkiline adına tescilli “ ...”, ...” “...” ve “...” ibareli markalarını mesnet göstererek, davalı marka başvurusunun müvekkili markaları ile KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibasa yol açacak derecede benzer olduklarını bildirerek itiraz ettiklerini, itirazlarının ...Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edildiğini ve davalı başvurusunun reddine karar verildiğini ancak davalının bu karara itirazı sonucu dava konusu başvurusunun YİDK kararıyla kabul edildiğini ileri sürerek, YİDK’nun 2010-M-5243 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, iptali istenen kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili markası ile davalı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı markalarının asıl unsurunun “...” ibaresi olduğunu, müvekkili markalarının ise asıl unsurlarının “trina ve nascita” olduklarını ve anılan ibarelerin zaten müvekkili adına tescilli markalar olduğunu, “... ve ... kelimelerinin herkesin kullanımına açık olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bilirkişi heyetinin sunduğu raporun teknik kısımlarından yararlanılmış ise de, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı yönündeki nihai değerlendirmesi, hukuki değerlendirmeye ilişkin olduğundan HMK’nın 282 maddesi çerçevesinde kabule şayan görülmediği, bilirkişi raporunda, "salon" ibaresi, tescil kapsamındaki malların, mekanların salon kısmında kullanılabilecek olması nedeniyle tanımlayıcılığa yakın bir ibare olarak görülmüş ise de bu yaklaşımın doğru bulunmadığı, böyle bir bakış açısının, her türlü mal ve hizmetin birbirleriyle ilişkilendirilmesi sonucunu doğuracağını, zira her türlü malların ev ve işyeri salonlarında kullanılması, her türlü hizmetlerin de bu mekanlarda icra edilmesinin mümkün olduğu, davalı şirketin, geniş seçenek özgürlüğüne, hatta markalarında "..." ve "..." ibarelerinin varlığına rağmen, hiçbir makul gerekçe sunmaksızın, davacı markasını tamamen kapsayacak şekilde "... ..." ibaresini büyük puntolarla ve ön plana çıkararak tescil ettirmek istediği, oysa davacının markasını aktif ve geniş kapsamlı olarak tescil kapsamı mallarda kullanmakta olduğu, davacının "... ..." ibareli markasını önceden gören, bilen, test eden veya başkalarından duyan ortalama tüketici kitlesi, davalı tarafından üretilen aynı tür mallar üzerinde bu ibareleri ön planda ve ayırt edici işaret olarak kullanıldığını gördüklerinde, önceki markanın zihinlerinde bıraktığı anı, iz ve intibanın etkisiyle her iki markayı aynı ticarî işletmenin seri markaları veya en azından aralarında irtibat bulunan farklı işletmelerin malları olduğunu düşünme ihtimallerinin yüksek olduğu, "..." ibaresinin markadaki yer alış şeklinin "... ... ..." vb. gibi masum ve tanımlayıcı bir ibare gibi değil, tanıtıcı, ayırt edici işaret ve asıl unsur olarak markada yer aldığı görülmekle, bilirkişi raporundaki nihai kanaatin aksine, davalı markalarının tescil olunmasının davacı taraf adına tescil olunan markaların ayırt edicilik ve reklam işlevlerine zarar verici ve karıştırma ihtimaline yol açıcı nitelikte olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ... YİDK.nın 2011 -M- 5243 ve 2011-M- 565 sayılı kararlarının iptaline, davalı şirket adına tescil olunan 2009/ 31236 ve 2009/ 31237 sayılı markalarının tüm mallar yönünden hükümsüzlüklerine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili ile davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.