MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye HukukMahkemesi’nce verilen 02/05/2012 tarih ve 2011/82-2012/118 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı adına Şubat-28.04.2008 arası taşıma işi gerçekleştirdiğini, 87.173 TL bedelli iş yaptığını, davalının 70.884 TL ödemede bulunduğunu, 16.696,89 TL bedelli iki adet faturanın yapılan takibe rağmen ödenmediğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının taşımadan kaynaklanan bakiye 16.647,03 TL borcu bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, takibin 16.647,03 TL üzerinden iptaline, icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, taşımadan kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece takibin 16.647,03 TL üzerinden iptaline karar verilmiştir. Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında 87.173,03 TL tutarlı taşıma işi yapıldığı, 65.671 TL ödendiği, davacının bakiye alacağının 21.502,03 TL olduğu, ancak davacı defterlerinde alacak miktarının 16.647,03 TL olarak gözüktüğü açıklanmış, davacı ise dava dilekçesinde 87.173 TL tutarlı taşıma işi yapıldığını, davalının 70.884 TL'nı ödediğini belirtmiş olup, bu kabul üzerinden yapılan hesaplamada bakiye borç 16.289 TL'na tekabül etmektedir. Bu durumda gerek dava tarihinde yürürlükte olan HUMK 74, gerekse sonradan yürürlüğe giren HMK'nun 26. maddesi uyarınca hakim davacının bu beyanı ile bağlıdır.
Bu itibarla, mahkemece davacının dava dilekçesinde kabul ettiği ödeme miktarı nazara alınarak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yaranına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. Ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.