Taraflar arasında görülen davada verilen 28/05/2012 tarih ve 2011/422-2012/318 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/02/2014 günü hazır bulunan davacı vekili ... ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında davalı şirketin ve işbirliği ve karşılıklı yardımlaşma ve danışmanlık hizmetlerine ilişkin olmak üzere 11.05.2004 tarihli danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, edimlerini yerine getirdiğini davalı şirketin sözleşme dahilinde yer alan ile ilgili olarak ile sözleşme imzaladığını, danışmanlık hizmeti gereği davalının ücret ödemediğini ileri sürerek şimdilik 10.000 USD'nin faizi ile tahsiline karar verilmesine talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili, davacı adına davayı açan şahsın vekil bulunmadığını, yabancı olması nedeniyle teminat göstermek zorunda olduğunu, sözleşmenin en az iki yetkilinin imzasını taşımaması nedeniyle müvekkilini bağlamayacağını, sözleşmenin şirket tarafından benimsendiğine dair belgenin bulunmadığını davacı tarafından davalının . ile sözleşme imzalaması için herhangi bir hizmet ve çalışması bulunmadığını bu hususun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin kayıtlı olduğu ülkesine dahil olduğundan davacının arasındaki hukuki adli yardım sözleşmesi çerçevesinde teminattan muhaf olduğu, taraflar arasında yıllara dayanan farklı sözleşme ilişkileri bulunduğu, dolayısıyla tek başına temsil yetkisi olmayan yönetim kurulu üyesinin imzasıyla davalının, davacı nezdinde şirketi tek başına temsil etmeye yetkili olduğu şeklinde hatalı bir görüntü yarattı, davacının bu
.../...
-2-
görünüme yıllarca güvendiği, davalının davacı adına 12 adet fatura düzenlediğini, bu faturalardan 5 adedinin sözleşmeden öncesine ait olduğunu ve dava konusu ile ilgisinin bulunmadığını, diğerlerinin tarihlerinin sözleşmeden sonra olduğu, ancak bu faturaların tanımında da "muhtelif ülkelerde yapılan pazar araştırması" gösterildiği, sözleşmedeki proje ile doğrudan bağlantısının kurulmadığı, davalı defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacı tarafından düzenlenen dava konusu fatura dışındaki faturaların davalı defterlerine işlendiğinin tespit edildiği, en son alınan ek raporda ise davacının taraflar arasındaki sözleşme gereğince kapsamında davalıya hizmet sunduğu mevcut delillerle ispat edilemediği sonucuna varıldığı, bu rapora itibar edildiği, dava dışı yazısından davalı firmanın Projesi kapsamında alt yüklenici olarak görev yapmakta olduğu, adı geçen projenin sözleşme öncesi ve sözleşme imzası sonrası aşamalarında davacı şirket çalışanları, danışmanları ve/veya yetkililerinin davalı firmayı temsilen herhangi bir hizmette bulunmadığının bildirildiği, her ne kadar davalı sözleşmede kendileri adına tek imza atılı olduğunu ve sözleşmenin geçersiz bulunduğunu iddia etmiş ise de, davacı ile uzun zamandır bu şekilde çalıştıkları, ticari ilişkileri olduğu, davacı tarafından düzenlenen dava dışı faturaların defterlerine kaydedildiği, ödemelerin yapıldığı ve davacı tarafa güven verildiği anlaşıldığından sözleşmenin geçersizliği iddiası yerinde görülmediği, ancak davacının taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalı il. arasındaki sözleşmeye konukapsamında davalıya gerek sözleşme öncesinde, gerekse sözleşme sonrasında danışmanlık hizmeti verdiğini usulüne uygun şekilde yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11/03/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, taraflar arasında düzenlenen danışmanlık sözleşmesindeki edimin davacı tarafından yerine getirilmesine rağmen hizmet bedelinin ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsiline ilişkin olup, her ne kadar davalıyı temsilen tek imza atılmış olması nedeniyle davalı tarafından sözleşmenin geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu fakat davacı tarafından hizmetin verildiğinin yazılı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş, kararı davalı temyiz etmeyip davacı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında yapılan sözleşmenin 4. maddesinde danışmanın yükümlülükleri,
a) Şirket'in ihaleye teklif vermesi aşamasında gerekli bilgi ve belgeleri elinden geldiğince Şirket'e ulaştırmak ve teklifin hazırlanmasında Şirket'e yardımcı olmak, danışmanlık vermek
b) Projeyle ilgili teknolojik çözümler üretmek ve yeni teknolojilerle ilgili araştırma yaparak bulduklarını aktarmak
c) İşin alınması halinde, Müşteri ve diger resmi kurum ve kuruluşlar nezdinde işleri kolaylaştıracak ve hızlandıracak koşulları sağlamak, olarak gösterilmiş 5. maddede danışmanın, bayii, acente, temsilci olmadığı, 7. maddede davalının müşteri olan ile yapacağı sözleşme (proje) bedeli üzerinden % 6 oranında danışmanlık ücreti ödeyeceği ve 11. maddede ise sözleşmenin gizli olup 3. şahıslara açıklanmayacağı kararlaştırılmıştır. Davacı edimini yerine getirdiğini, davalının bu proje kapsamında ile sözleşme yaptığını iddia ederek ücretini talep etmektedir. 12.03.2008 tarihli dilekçesinde de 4. madde kapsamında verdiği hizmetleri, bu nedenle yaptığı görüşmeleri başlıklar halinde tek tek açıklamış ve bu konuda tanık deliline dayanarak 15.10.2009 tarihli dilekçesinde de tanıklarının isimleri ile hangi konuda dinleteceğini açıklamıştır.
Bu durumda, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunup davacı danışmanın vereceği hizmet, 4. maddenin kapsamı, mahiyeti gözetildiğinde hukuki işlem olmayıp hukuki fiil kapsamında olması nedeniyle tanıkla ispati mümkün olmakla mahkemece hizmetin verildiğinin yazılı belgeyle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru olmayıp bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy