(4389 S. K. m. 10) (5411 S. K. m. 61) (818 S. K. m. 306, 307, 472) (6098 S. K. m. 386, 387, 570)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15/03/2012 tarih ve 2007/439-2012/79 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Selçuk Şubesindeki 3467-178614 nolu Euro hesabından, davacının bilgisi ve talimatı olmaksızın 19/10/2004 tarihinde internet bankacılığı aracılığı ile 20.906, 81 Euro'nun iki ayrı işlemle satışının gerçekleştirildiği ve bundan elde edilen 38.361, 587,084 TL'nin davacının kullanılmayan 3467-221967 nolu cari hesaba aktarıldığını, daha sonra da iki ayrı EFT işlemi ile bu tutarın toplam 29.490.000, 000 TL kısmının bir başka banka şubesinin müşterisi olan Kasım B... adına gönderildiğini, gerekli güvenlik önlemlerini almamakla kusurlu olan davalının, davacının uğradığı zararın, 13.000, 000, 000 TL (1 Euro= 1.863, 620 TL karşılığı hesabı ile 7, 046, 70 Euro) kısmının davacıya iade edildiğini, ancak davacının uğradığı zarardan kalan 13, 860.11 Euro karşılığı 25.829, 98 YTL'nin ödenmediğini ileri sürerek bu miktarın 20/10/2004 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; bankanın internet bankacılığı sitesinde müşterilerinin güvenli işlem yapabilmesi için güncel teknolojik güvenlik tedbirlerin alındığını, davacının kendisine sunulan internet servis sağlayıcı kısıtlaması uygulamasından yararlanması halinde bilgisi dışında hesaplarından işlem yapılmasını önleyebileceğini, davalının gerekli güvenlik önlemlerini almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 19/10/2004 tarihinde davacının davalı banka nezdinde bulunan Euro hesabından satış yapılarak Türk parasına çevrilip davacının kullanmadığı cari hesabına aktarılan (1 Euro -1863 TL hesabı ile), 38.361, 58 TL'nin 29, 490,00 TL lik kısmının iki ayrı EFT ile bir başkasının hesabına aktarıldığı ancak bundan 13.990, 00 TL 'nin davacıya iade edildiği bu durumda davacının zararının (29.490, 00-13.990, 00) 15, 500, 00 TL olduğu, bankanın sunduğu muhtelif güvenlik tedbirlerinin kullanımını, zorunluluk olmaması nedeniyle, tercih etmeyen davacının, olayda % 25 kusurlu olduğu davacının kusur oranı nazara alındığında davalının sorumlu olması gereken miktarın 11.625, 00 TL olarak bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1.625 TL nin 20/10/2004 tarihinden itibaren Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı T. İ. Bankası A.Ş.'nin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi I sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK. 306 ve I 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1. Maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur nedeniyle hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkemenin benimsediği bilirkişi raporunda davacının bankanın sunduğu muhtelif güvenlik tedbirlerinin kullanımını zorunluluk olmaması nedeniyle tercih etmeyen davacının internet şifresinin 3. kişilerin eline geçmesine neden olduğundan % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Oysa davacı ya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacının şifre ve parolasının davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Davalı bankanın internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır.
O halde somut olayda tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle tarafların birlikte kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı T. İ. Bankası A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, yazılı bakiye 732, 00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy