MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.06.2011 tarih ve 2010/139-2011/75 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili şirketteki paylarını 22.08.2005 tarihinde devrettiklerini, devir sırasında davalılarca devredilen şirketin üçüncü kişilere herhangi bir borcunun bulunmadığının belirtildiğini, ancak dava dışı ... İl Özel İdaresinde müvekkili şirkete ait istihkaklardan, 32.000.00 TL kesintinin yapılması üzerine, müvekkili aleyhine 20.08.1999 tarihinde başlatılan bir icra takibinin varlığından haberdar olunduğunu, davalılarca bu takipten haberdar olmadıklarının söylenemeyeceğini, davalıların sebepsiz yere zenginleştiğini ileri sürerek, 32.000.00 TL'nin ödeme tarihi olan 14.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan şirketteki eski hisseleri oranınca tahsilini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket hisse devri yapılmadan önce davacı şirketin şu anki ortaklarının şirketin tüm aktif ve pasiflerinden haberdar olduklarını, hisseleri devredilen davacı şirketin hissedarlarından bağımsız ayrı bir kişiliğe sahip olduğunu, şirketin kendi borcundan dolayı sorumluluğunun devam ettiğini, husumetin davacı şirketin mevcut ortaklarına ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, pay devri ile birlikte sadece pay sahiplerinin değiştiği, takibe konu borcun şirket tüzel kişiliğine ait olup, borçtan birinci derecede sorumlunun şirket tüzel kişiliği olduğu, bu nedenle payını devreden davalıların sebepsiz olarak zenginleştiklerinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.