Taraflar arasında görülen davada 21.11.2011 tarih ve 2010/506-2011/398 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. Engin İslamoğlu dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın dava dışı ile imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca 5.000.000,00 TL miktarlı teminat mektubunu davalı erdiğini, teminat mektubunun garanti konusu olan inşaat işi sözleşmesinin daha sonra üçüncü bir şahıs olan devredildiğini, ancak bu devirle ilgili olarak müvekkili bankanın onay, muvafakat ya da işleme iştirakinin söz konusu olmadığını, akabinde yeni yüklenici ile davalı arasında çıkan uyuşmazlık sonucu davalının müvekkili bankaya başvurarak verilen teminat mektubunun tazminini istediğini, oysaki teminat mektubunun yeni yüklenici Dhabi'nin risklerini kapsamadığını, teminat mektuplarının lehdar dışındaki üçüncü şahısların yükümlülük veya riskleri ile ilgili olarak teminat teşkil etmeyeceğini, bu nedenle davalının isteminin haksız olduğunu, ancak teminat mektubunun tazmininin durdurulması için yapılan ihtiyati tedbir taleplerinin reddi nedeniyle müvekkili bankanın teminat mektubu bedelini ödemek zorunda kaldığını, yapılan tahsil işleminin mesnetsiz ve haksız bir işlem olduğunu ileri sürerek, teminat mektubu bedeli olan 5.000.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 23.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu teminat mektubunun lehtarı adi ortaklığın ortakları 'nin ortakları olup, teminat mektubu sunulan inşaat işiyle ilgili olarak müvekkiline yönelik sorumluluklarının verdikleri 06.11.2008 tarihli taahhütname kapsamında aynen devam ettiğinden dava konusu teminat mektubu lehtarının değişmesinin söz konusu olmadığını, bu nedenle davacının iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu olayda almış oldukları inşaat işini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmedikleri, işveren oluru alınmak suretiyle adi ortaklık girişim grubuna
.../...
-2-
başka bir şirketin katıldığı, taraflar arasında bir değişikliğin olmadığı, ortak girişim grubunun sonradan anonim şirket olarak teşkilatlandığı ve sözleşmeye bu şekilde devam edildiği, inşaatı üstlenen adi ortaklık grubu bilahare anonim şirket olarak inşaata devam etmiş ise de sözleşme gereklerini yerine getirmediğinden davalı tarafından sözleşmenin feshedildiği, teminat mektubunun da fesihten sonra nakde dönüştürüldüğü, sözleşmenin taraflarında bir değişikliğin olmadığı, davalının teminat mektubunu nakde dönüştürmesinde yasa ve sözleşmelere aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davaya konu teminat mektubunun garanti altına aldığı inşaat işini üstlenen arafından 26.09.2008 tarihinde yapılan başvuruda, şirketin ortaklık yapısında değişiklik yapılmasının gündeme geldiğini, Başkanlığın uygun görmesi halinde mevcut sözleşme gereği ihale sonucu sözleşmedeki pilot vasfı değişmeden, sözleşme muhatabının onayı takiben hemen kurulacak olan dönüşmesinin istenmesi üzerine dava dışı adi ortaklığın yanında sözleşmeden doğan borca katıldığı, bu durumda teminat mektubunun lehtarı olan teminat mektubu konusu işin yerine getirilmesine ilişkin olarak davalıya karşı üstlendiği sorumluluğun aynen devam ettiği, ihale konusu işteki yükümlülüğünün ortadan kalkmadığı anlaşıldığından üstlenilen ihaleye konu işin yerine getirilmemesi sonucu sorumluluğu devam eden lehine verilen davaya konu teminat mektubunun davalı tarafından nakde çevrilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 04,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy