(1086 S. K. m. 73, 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Reşadiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 21.02.2012 tarih ve 2008/309-2012/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 17.226 TL'nin altında bulunduğundan HUMK'nın 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi Meltem Akdeniz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin müdürü olan davalılardan M. B.'nın görevinden 09.05.2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile alınarak bu kararın 11.05.2005 tarihinde Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiğini, 20.05.2005 tarihinde keşide ettiği 10.500,00 YTL bedelli çeke dayalı olarak diğer davalı Hüseyin'in aleyhlerine icra takibi başlattığını, davalı M.B.'nin bu çeki müvekkili şirketin iştigal konusu dışında kendi nam ve hesabına diğer davalıya verdiği gibi müdürlükten azlinden sonra keşide ettiğini, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemlerin müvekkili şirketi bağlamayacağını, davalı H. K. ile müvekkili şirket arasında borç ilişkisi mevcut olmadığını, davalıların eyleminin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, çek nedeniyle temel ilişkiye göre borçlu olmadıklarının tespitine, takip ve dayanağı çekin iptaline, icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden M. B.'ya husumet yöneltilemeyeceğini, H. K.'un ise davacıdan alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddi ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu çekinde bulunduğu çek koçanının 10/11/2004 tarihinde bankadan alındığı, sonraki çek koçanının ise 25/01/2005 tarihinde aynı bankadan alındığı, çekin 20/05/2005 tarihinde keşide edildiği, çeki keşide eden şirket müdürünün ise 09/05/2005 tarihinde azledildiğinin ilan edildiği dikkate alındığında, her ne kadar çeke ilişkin şirket defterinde bir kayıt bulanamamış ayrıca azil tarihinden sonra keşide edilmiş gibi görülmekte ise de ticari hayatta çeklerin ileri tarihli tanzim edildiği, davaya konu çekten sonraki seri numaralı çeklerin, ödemelerinin yapıldığının tespit edildiği, çeklerin sırası ile keşide edildiği, bunun aksi bir durumun davacı taraf tarafından iddia edilmediği ve aksi ispatlanamadığı bu nedenle keşideci şirket müdürünün keşide tarihinde, şirket adına işlem yapabilme yetkisine haiz olduğu gerekçesiyle davalı H. K. aleyhine açılan esastan davanın reddine, diğer davalı aleyhine açılan davanın ise davalı M. B., şirketi temsilen bu çeke imza attığından borç ilişkisinde taraf olma sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy