Taraflar arasında görülen en 20/06/2012 tarih ve 2011/253-2012/150 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.03.2014 günü hazır bulunandavacı vekili davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’ünir çok şirket kurduğunu, özellikle ğu şirketler vasıtasıyla talep edildiği an geri ödeneceği ve karşılığında yüksek faiz verileceği garantileriyle bu ülkede çalışan kişilerden para topladığını, müvekkilinden de aynı şekilde para tahsil edildiğini, karşılığında tahsilat makbuzuaşlıklı belgelerin verildiğini, talep edilmesine rağmen parasının iade edilmediğini, davalı gerçek kişintına aykırı davranışları nedeniyle mahkum edildiğini, ayrıca yurt dışında kurduğu şirketler vasıtasıyla para toplaması ve bu parayı davalı şirkete aktarması nedeniyle hakkında dolandırıcılık suçundan ceza davası açıldığını, ederek ticaret sicilinden kayıtlarının silindiğinin ortaya çıktığını, müvekkilinin bu şirketlere başvurma şansının olmadığını, davalı gerçek kişi tarafından yurt dışında kurulan şirketlerin içlerinin boşaltılarak diğer davalı şirkete aktarıldığını, müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, davalıların fiilleriniBankalar Kanunu hükümlerine aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne ve 150.000 DM karşılığı 138.049 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, husumetin Jetpa İnternational Marketing aarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yurt dışında kurulaiz ortak olduğu, davalı şirketin sermaye arttırımında kullanılmak üzere gelen paranın sessiz ortaklardan sağlanan paradan karşılandığı, organizasyonun çatısınnduğu, yurt dışında kurulan şirketlerin, vatandaşların parasını ele geçirmek amacıyla kuruldukları, dava şirket arasında organik ve hukuki bir bağın olduğu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi uyarınca bu iki şirketin tek bir şirket olarak değerlendirilmesi .../...
-2-
gerektiği, davalı ...'ün gerek haksız fiil hükümleri uyarınca gerekse organizasyonun çatısı olan diğer davalı şirketin yönetim kurulu başkanı sıfatıylddesi uyarınca davacının zararından şahsen sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 136.967,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan "üyük puntolarlaibarelerinin küçük harflerle yazşlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olduğunun, dosya içeriğinden yurt dışında kurulu bu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı bulunduğunun (ki bahsi geçen Holdingin davalı ... olduğu da çekişmesizdir.), yatırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağının, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağının, sessiz ortağın fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceğinin, payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceğinin ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceğinin anlaşılmasına, yine çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin davalılardan masına, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücünün mevcut bulunmamasına, davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı bulunduğu üzere toplanan paraların da Türkiye'ye gönderilmiş olduğunun tespit edilmesine, davadaki zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların dikkate alınmasının gerekmesine, ayrıca (HUMK'nın 235 ve HMK'nın 187/2'inci maddesi uyarınca herkesçe bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan ğer davalı ... vasıtasıylk büyük yatırımlar yapacağı yönünde reklamlar yapması ve yatırımcılarına önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunmasına, davacı tarafın da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasında olmasına, davalı tarafın davada bir yandan davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle belirlenen sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulünün gerekmesine göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- HUMK’nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre 21.7.2004 hüküm tarihi itibariyle miktar veya değeri 1.000 TL'sini geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesin olup, anılan miktar 01.01.2012 tarihi itibariyle 1.690 TL’ye çıkarılmıştır.
Somut olayda, davacı taraf 138.049 TL'nin tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, 136.967,42 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekili hükmü temyiz etmiş ise de, hüküm tarihi itibariyle davanın reddine karar verilen kısmın temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
.../...
-2-
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK.nun 432/4. maddesi hükmü uyarınca REDDİNE, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 7.322,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 14.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.