Taraflar arasında görülen davad verilen 18/04/2012 tarih ve 2011/14-2012/93 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/02/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... ve davalılardan ... ile ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili şirketin eski yöneticileri olduğunu, şirketin olağanüstü genel kurulunda görevlerine son verildiğini, davalıların eylem ve işlemleri ile müvekkili şirketi zarara uğrattığını, eski yöneticiler tarafından gerek müvekkili şirket, gerekse diğer grup şirketlerine sahte ve muhteviyat itibariyle yanıltıcı belge alındığını, bu şekilde şirket fonlarının şirketlerin dışına çekildiği şüphesinin bağımsız denetim şirketince bildirildiğini, davalıların müvekkili şirketi müşterileri için harcama yapmış gibi göstermek suretiyle ödeme yapmak durumunda bıraktığını, bu ödemelerin gerçek bir masrafa dayanan ödemeler olmadığından müşterilere fatura ederek tahsil etmediklerini, gerçekte olmayan masrafların bedelinin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, davalılar tarafındann alınan fatura toplamının KDV dahil 8.131.446 TL olmasına karşın, bu meblağın hiçbirinin müşterilere yansıtılmadığını, davalılardan ... ve ...'nın isimli şahıs ile 14/09/1998 tarihli bir hissedarlar anlaşması imzaladığını, söz konusu anlaşma uyarınca ödenecek hisse devir bedelinin kurulacak şirketin (müvekkili şirketin) yapacağı kar oranına bağlı olarak artacak şekilde kararlaştırıldığını, 14/05/2001 tarihinde yapılan bir ek anlaşma uyarınca şirketinin hissesinin alım hakkını kullandığını,
.../...
-2-
hem müvekkili şirketin hem de şirketinin yöneticileri olan davalıların, isimli şahıs ile işbirliği yapmak suretiyle şirketin değerlemeye esas olacak kar rakamlarını şişirdiğini, grup şirketi 3.000.000 USD'dan fazla ödemede bulunmasına sebep olduklarını, müvekkili şirketin 1999-2000-2001-2002 ve 2003 yıllarına ait hissedarların olağan genel kurul toplantılarına sunulan bilançoların, kar-zarar cetvellerinin yönetim kurulu faaliyet raporlarının ve 2000, 2001, 2002 yılı denetçi raporlarının gerçeği yansıtmadığını, gerçek dışı bilanço ve raporlarla bilançonun tasdik edilmesini ve yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin ibrasını sağladıklarını, müvekkili şirketin 1999, 2000, 2001, 2002, 2003 yıllarına ait hissedarlar olağan genel kurul toplantılarında alınan bilançonun tasdikine ve davalı yönetim kurulu üyesi ve denetçilerin ibrasına dair alınan kararların yoklukla batıl olduğunu, davalılardan ... ve ...'nın müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmalarına rağmen, olağan genel kurul toplantılarında yönetim kurulunun ibrasına dair kararlarda oy kullanarak kendi kendilerini ve diğer davalıları kanuna aykırı şekilde ibra ettiklerini, yoklukla batıl olan ibra kararlarının bu yönüyle de geçersiz olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yoklukla batıl olan ibra kararlarının yok hükmünde olduklarının tespitine, müvekkili şirketin davalıların işlemleri ile yaptığı usulsüz ödemelerden kaynaklanan alacağı 681.650 TL'nin ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili, incelemelerin grubun en büyük iki şirketi firmalarında yapıldığını, bu firmaların dışında hiçbir inceleme yapılmadığının belirtildiğini, davalıların yönetim kurulu üyesi olduğu davacı şirket ile ilgili hiçbir incelemenin yapılmadığını, müvekkili aleyhine resmi evrakta sahtecilik, dolandırıcılık ve emniyeti suistimal suçlarından cezalandırılmak talebiyle suç duyurusunda bulunulduğunu, savcılık tarafından alınan bilirkişi raporu sonucunda müştekinin iddialarının gerçeği yansıtmadığı görüş ve kanaatine varıldığını, davaya konu dönemde davalılar dışında 8 kişinin yönetim kurulu üyesi daha olmasına rağmen, davanın sadece 4 üye aleyhine açıldığını, davacının Momentum şirketinin satın alınması ile ilgili iddialarının da tamamen gerçek dışı ve kabul edilemez nitelikte olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı şirketin sahibi olan yasası karşısında görevde kalabilmek için birilerini sorumlu gösterip, kendilerini temize çıkarma çabaları olduğunu, davalı yöneticiler hakkında ibra edilmemeleri ya da haklarında dava açılması yönünde alınmış bir kararın bulunmadığını, davalıların yerlerine yenilerinin seçildiği 08/11/2005 tarihli genel kuruldan evvelki tüm genel kurullarda ibra edilmiş olduklarından, ibra edildikleri döneme ilişkin olarak haklarında sorumluluk davası açılamayacağını,müvekkilinin 24/11/2004 tarihinde yönetim kuruluna seçildiğini 08/11/2005 tarihine kadar görev yaptığını, 24/11/2004'den
.../...
-3-
önceki dönem için sorumlu olmayacağını, mal ve hizmet alımlarının orumluluğunda olduğunu, 1995'ten beri müdür veya yönetim kurulu üyeliği yapmış olan ve diğer şirket müdürlerinin salt işbirlikçi olmaları nedeniyle dava açılmadığını, müteselsil sorumlulardan biri hakkındaki sorumluluk talebinden feragatin diğer müteselsil sorumlularda da tesir edeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sayılı davacı şirketin grup şirketlerinden olan tarafından dosyamız davalıları aleyhine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan dolayı açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda, davalıların alınan faturaların bir kısmını müşterilere yansıtmayarak görevli oldukları şirkete ait mal ve paraları kendi yararlarına olacak şekilde kullandıklarına, hisselerinin tarafından satın alınması sırasında Momemtum'un karının suni bir şekilde yüksek gösterilerek şişirilmiş kar marjı üzerinden fazla ödeme yapılmasını sağladıklarına ve bu karı aralarına bölüştüklerine dair somut herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, davalıların görevli oldukları süre içinde faaliyetleri ile temsil ettikleri şirketi zarara uğratacak şekilde görevlerini kötüye kullanarak atılı suçu işlediklerine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi dolayısıyla beraatlerine karar verildiği, kararın 28/12/2010 tarihinde kesinleşmiş olduğu, davalıların yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görev yaptıkları dönem içerisinde TTK'nın 336. ve 359 maddeleri uyarınca yapmış oldukları eylemlerle davacı şirketin zararına sebebiyet verdikleri ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ... ile ...'ya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 04,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.