Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 29/03/2012 tarih ve 2012/86-2012/229 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalınınne ortak olduklarını, şirketin iki ortaktan oluştuğunu ve ortakların %50 pay sahibi olduklarını, şirketin faaliyetine son verilip ortaklığın feshedildiğini, maliye kayıtları ile de terk işleminin yapıldığını, şirketin tüm borçlarının müvekkili tarafından ödendiğini, vergi dairesince müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını ve müvekkilinin İskenderun ilçesindeki adına kayıtlı gayrimenkullere haciz konulduğunu, davalının %50 pay sahibi olması nedeniyle borcun yarısına tekabül eden 125.940 TL'den davalının sorumlu olduğunu, davalının çekilen ihtar üzerine borcunu ödememesi nedeniyle hakkında dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini, takibin itiraz üzerine durduğunu, ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalının %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şirket ana sözleşmesi uyarınca 10 yıl süre boyunca şirket müdürü olarak seçildiğini, davacının şirketi basiretli bir tacir olarak yönetmediğini ve müvekkiline mali külfetler altında bıraktığını, davacının şirketin mali yükümlülüklerini de yerine getirmediğini, şirketin 1994 yılından bugüne kadar vergi ziyai cezası ve gecikme cezası ile karşı karşıya kaldığını ve bunun akabinde şirketin borcunun 2.088.896,14 TL'ye ulaştığını, bu borçlar nedeniyle müvekkilinin maliki bulunduğu kayıtlı gayrimenkul hissesi üstüne vergi dairesi tarafından haciz konulduğunu, davacının yapmış olduğu ödemelere ilişkin herhangi bir belgenin dosyada mevcut olmadığını, davacını yapmış olduğu ödemelerden kendisinin sorumlu olduğu için müvekkiline rücu edemeyeceğini savunarak davanın reddi ile takip tutarının %40'ından az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
.../...
-2-
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ... ile davalı ... olmak üzere iki ortağının bulunduğu, 24.05.2011 tarihinde tasfiyesine karar alınan şirkete davacı ...'ün tasfiye memuru olarak atandığı, tasfiye sürecinde öncelikle kamu borçlarını ödemekle mükellef bulunan tasfiye memurunun 252.008,77 TL'den oluşan şirketin kamu borcunu ödediği, borcun 1/2 hissesine tekabül eden kısmından kendisinin şirket ortağı sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, ancak diğer 1/2 hisseye sahip ortak olan davalıdan 126.004,38 TL'sinin noter ihtarname masrafı olan 75,00 TL de eklendiğinde 126,079,38 TL'yi rücuen istemekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile sayılı dosyasındaki icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, davacı tarafın %40 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.710,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy