Taraflar arasında görülen davada verilen 31.05.2012 tarih ve 2010/132-2012/109 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili ile davalılar vekilleri Av. ... ve dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının devraldığı “katlanabilir kaşık” tasarımına dayanarak şikayette bulunması üzerine, başlatılan soruşturmada, müvekkiline ait iş yerinde iki adet 16 gözlü katlanır plastik kaşık kalıbı ile 37 koli plastik kaşığa el konulduğunu, 29/05/2007 tarihinde el konulan kalıp ve kaşıkların davalının kardeş şirketi olan sıfatı ile teslim edildiğini, yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, müvekkilinin bilahare yaptırdığı tespitte, kalıplarda değişiklik yapılıp kalıpların çalıştırıldığının, ayrıca müvekkiline ait plastik kaşıklar yerine davalı şirkete ait plastik kaşıkların teslim edilmiş olduğunun tespit edildiğin açılan dava sonunda davalı tasarımının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, belirtilen arama ve el koyma nedeniyle müvekkilinin dava dışıaldığı işi yerine getiremediğini, iade edilen bir kısım kaşıkların da hijyen sebebi ile kullanılmasının mümkün olmadığını, kalıpların eski hale getirilmesi için harcama yapıldığını, yedd-i emine teslim edilen kalıpların davalılarca kullanılması ile davalı tarafın sebepsiz zenginleşmiş olduğunu, yine el koyma nedeniyle müvekkilinin 1,5 sene üretim yapamadığından müşterilerinin gözünde yasalara aykırı davranan bir şirket konumuna düştüğünü ileri sürerek, yoksun kalınan kar ve davalıların sebepsiz zenginleşmesinden kaynaklanan maddi zarar olarak şimdilik 150.000 TL'nin, manevi tazminat olarak 20.000 TL.'nin el konma tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
.../...
-2-
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, bilahare hükümsüz kılındığı anlaşılan tescilli tasarımdan doğan hakka dayanarak, davalı tarafın haksız şikayette bulunması üzerine davacının ürünleri ile üretim araçlarından olan iki adet kalıbına el konulduğu, el koymanın 25/05/2007 tarihinde yapıldığı, kalıpların yedd-i emindeyken davalı tarafça kullanıldığı gibi ürünlerin bir kısmının da satıldığı, bundan dolayı davalı tarafın sebepsiz zenginleştiği, olay nedeniyle davacının taahhüt etmiş olduğu işleri yapamadığı, bu nedenle de kar mahrumiyetine uğradığı, yine olaydan dolayı davacının ticari itibarının zarar gördüğü, el konulan ürün ve kalıpların takipsizlik kararının kesinleşmesi üzerine 04/11/2008 tarihinde davacı tarafa teslim edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 80.091,04 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, 25/05/2007 tarihinden itibaren maddi tazminata avans faizi, manevi tazminata ise yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalılardan basiretli bir tacir olmasının beklenmesi nedeniyle (TTK m.20/2), içinde bulundukları ilgili piyasada daha önce kamuya sunulmuş olan ürünler hakkında yeterli derecede bilgiye sahip olduklarının kabulünün gerekmesine, buna rağmen davalıların piyasada yaygın olarak kullanılan bir ürünü kendi tasarımıymış gibi tescil ettirmelerinin, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda bulunduğuna, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişinin iyiniyet iddiasında bulunamayacağına dair TMK'nın 2. maddesine aykırı olmasına, bu itibarla davalıların ndüstriyel tasarım tescillerinde uygulanan incelemesiz sistemden yararlanarak tescilini sağladığı, ancak daha sonra yeni ve ayırt edici niteliğinin bulunmaması nedeniyle koruma kapsamında olmadığı mahkemece belirlenerek hükümsüzlüğüne karar verilen “harc-ı alem” tasarım tescili ve bu tescile dayalı haklarının, 554 sayılı KHK’nın 45/1. maddesi hükmü uyarınca hiç “doğmamış” sayılmasına ve gerçekte var olmayan bir hak iddiası ile davacı tarafta oluşmasına neden olunan zararların tazmininin ve davacı işletmesindeki üretim araçlarına el konulması sebebiyle davacının üretim yapmasının bir hakka dayalı olmaksızın kötüniyetle engellenmiş olduğunun, somut olaydaki hükümsüzlük kararı ve açıklanan dosya kapsamı ışığında kabulünün gerekmesine, bu durum karşısında mahkemece, meydana gelen zararın davalılardan tazmini yoluna gidilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına, Yargıtay HGK.'nın 27.03.2013 gün ve 2013/11-209 E.-2013/399 K. sayılı kararının da bu yönde olmasına göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece karar başlığında davalılardan unvanı, yanlışlıkla olarak yazılmış, davacının bu konudaki tavzih talebi de reddedilmiştir. Ancak, mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın yeniden icrasını gerektirmediğinden, HUMK.’nun 438/7. maddesi uyarınca, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz
.../...
-3-
itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme hükmünün karar başlığında yer alan davalı şirketin unvanının karar başlığından çıkarılmasına, çıkarılan bu unvan yerine “.” unvanının yazılmasına, kararın HUMK’nın 438/7.maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.519,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.