Taraflar arasında görülen davada verilen 03.05.2012 tarih ve 2011/93-2012/123 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tüzel kişiliği sona eren dava dışı anonim şirketin 1/12 oranında hissedarı ve bu şirketin kurucu ortağı olduğunu, pay senetlerinin teslim edilmemesi ve ortaklık haklarının kullandırılmaması nedeniyle açtığı davanın sonuçlandığını, paylarının tespit edilip kararın kesinleştiğini, pay senetlerinin mahkeme dosyasına depo edildiğini, daha sonra müvekkiline teslim edildiğini, yöneticilerinin müvekkilinin nakit sermaye koyamayacağını düşünerek haklarını kullanmasını engellemek amacıyla sermaye arttırmak istediklerini, kendisinden şirket genel kurul toplantı tarihlerinin gizlendiğini, bilgi ve belge verilmediğini, bunun üzerine yaptığı başvuru ile kendisine "pay senetlerini şirkete tevdi etmesi halinde genel kurul toplantılarına çağrılacağı ve kar paylarının düzenli ödeneceği konusunda" söz verildiğini, bunun üzerine davacının pay senetlerini şirkete teslim ettiğini, bilahare dava dışı anonim şirketin davalıya devir olduğunun anlaşıldığını, bu suretle davacının şirkete teslim ettiği hisse senetlerinin davalı uhdesine geçtiğini, payları bulunduğu şirketin aktifinin yüksek olduğunu, pay değerinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek, 2.500.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketin 05.03.1993 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında pay senetlerinin nama yazılı iken hamiline yazılı hale dönüştürüldüğünü, bu sebeple pay defteri tutulmadığını, davacının pay senetlerini 28.01.2003 tarihinde 26.660 TL bedel karşılığı 26.660 adet olmak üzere depo edildiği mahkeme veznesinden teslim aldığını, taraflar arasında genel kurul toplantısına çağrı hususunda karşılıklı ihtarlar teati edildiğini, toplantılarının usulüne uygun ve aleni yapıldığını, gizlenmediğini, davacının pay senetlerini şirkete teslim etmediğini, 19.07.2007 tarihinde bedel karşılığı müvekkiline satıp teslim ettiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla istenen pay senedi bedelinin de fahiş olduğunu, davacının paydaş olduğu şirketle müvekkilinin birleştiğini, pay senetlerini şirkete
.../...
-2-
teslim ettiğini söyleyen davacının sadece müvekkiline dava açmasının doğru olmayacağını, birleşme sonrasında dava dışı şirket ortaklarının pay senetleri karşılığında müvekkilinden pay senedi aldıklarını, talebin bu ortaklarına yöneltmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı tarafın davacıya ait bulunan dava dışı şirketin paylarını satın alındığını savunarak buna ilişkin dekont sunduğu, banka kayıtlarına dayandığı, davacının kendisine gönderilen bu parayı alıp kullandığı, kendisine gönderilen bedelin hangi ilişkiden kaynaklandığını izah edemediği, davacının ortaklık haklarını kullanmak maksadıyla pay senetlerini davalıyla birleşen şirkete teslim ettiğini ispatlayamadığı, davalı defterlerinin incelenmesinde pay senetleri karşılığında davacıya yapılan ödemelerin defter kayıtlarına işlendiği, davacıya pay senetleri karşılığı olduğu söylenen ödemenin yapıldığı tarihte davalıya ortaklığının bulunmadığı, ödemenin de dava dışı pay sahibi şirket tarafından yapılmadığı, davacının kendisine gönderilen bu parayı ihtirazi kayıt ileri sürmeden teslim aldığı, bu sebeple dava tarihi itibari ile dava dışı şirket ortağı olduğunun ispatlanamadığı, iki şirketin birleşmesi dolayısıyla kendisine verilmesi gereken pay senedi bulunmadığı ve davacının davalı şirketten alacağının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy