MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 35. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.06.2012 tarih ve ... sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu "... Uluslararası Ticaret A.Ş."nin kayıtlı adresinde faaliyet gösterdiğini, şirketin kuruşundan itibaren oldukça ciddi kârlar elde ettiğini, ancak yakın zamana kadar böylesine parlak bir geçmişi bulunan firmanın son dönemde yönetim kurulu ve diğer ortaklar tarafından ciddi zarara uğratıldığını, şirkete ait dünyaca ünlü markaların kullanım haklarının cüzi fiyatlarla elden çıkarıldığını, üstelik satışı yapılan firmaların diğer ortakların yan firmaları olduğunu, şirketin zarara uğratılıp bu şekilde içinin boşaltıldığını, yönetim ve denetim kuruluna yapılan toplantı çağrısından sonuç alamadıklarını, bu nedenle mahkemeden şirketi olağanüstü genel kurula çağırmak için yetki verilmesini ve dava dilekçesinde belirtilen gündem maddelerinin görüşülmek üzere toplantı çağrısı yapılmasına izin ve yetki verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının en az % 10 hisseye sahip azınlık ortak sıfatında olduğunun ispatı gerektiğini, bu durumda davacının hisselerini muteber bir bankaya rehnetmesi gerektiğini, yönetim kuruluna yöneltilen yasal bir ihtarın mevcut olmadığını, zira ihtarın gerçek kişi yönetim kurulu üyelerine gönderildiğini, kurul olarak muhatap olunmadığını, istenilen hususların da yasada öngörülen nitelikleri taşımadığını, şirket denetçisine de yapılmış yasal bir çağrı bulunmadığını, bu nedenle davanın şekli koşullarının gerçekleşmediğini, esasa ilişkin olarak da ihtarnamede gönderilen gündem ile dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu olan gündemin birebir örtüşmediğini, davacının yeni eklemeler yaptığını, iddia edilen hususların ise zaten varit olmadığını, bu hususta daha önce davacı yanca yapılan suç duyurusunun kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararla sonuçlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette TTK 367. maddenin aradığı anlamda "azlık" hissedarı olduğu, davalı şirketin paylarının "senede bağlanmamış" olduğu, bu durumda fiziki olarak rehin uygulaması yapılamayacağı, davacı yanca genel kurul sonuna kadar payını rehnettiğine ilişkin tek taraflı ve yazılı rehin beyanının dosyaya sunulduğu, davacı tarafın şirketin yönetim kurulu üyelerine gönderilen 22.11.2010 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarname ile şirket yönetim kurulu üyelerinden genel kurulun toplantıya çağrılmasını istediği, şirketin denetçisine de 09.05.2011 tarihinde ihtarname gönderilerek olağanüstü genel kurulu toplantıya çağırması isteğinin ve gündem maddelerinin iletildiği, şirket denetçisine çıkarılan tebligatları "adreste tanınmadığı"ndan bahisle her iki adresinden de bila tebliğ iade edilmiş ise de, şirket kayıtlarında denetçinin adresi ile ihtarname adresi arasında bir fark bulunmadığına göre davacının şirket denetçisi ile ilgili yasal başvuru gereklerini yerine getirdiği, davacının gerek yönetim kuruluna gerekse denetçiye yaptığı başvuru ve talep ettiği gündem maddelerinin birbiri ile içerik olarak uyumlu olduğu, dava konusu edilen ve talep edilen gündemin de aynı olduğu, ihtarname tarihi itibari ile 2010 yılı bütçesi ile ilgili talebin ihtarnamede yer almamasının ise bilanço ve bilanço onay tarihleri gözetildiğinde olağan olduğu, talep edilen hususların hem şirketin hem de kendi hissedarlığının menfaatine hususlar olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy