Taraflar arasında görülen davada erilen 02/07/2012 tarih ve 2011/216-2012/153 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.03.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan arihinde çalındığını, davalının sigorta tazminatının ödememesi nedeniyle müvekkilinin finans kuruluşunun sayılı dosyasıyla dava açtığını, davanın sonuçlanıp kesinleştiğini, müvekkilinin ait dava konusu sigortalı makinenin kiracısı ve borçlusu olduğunu, sigorta ettiren müvekkilinin aynı zamanda aracın işleteni olduğunu, müvekkilinin bu aracı 242.000 USD bedelle finans kuruluşundan aldığını, aracın çalındığı tarihe kadar finans kuruluşuna 60.366,34.USD ve 10.000 TL ödediğini, davalı sigortacının hasar bedelini 16.08.2009 tarihinde ödemesi gerekirken sorumluluğunu yerine getirmediğini ayılı dosyası ile hükmedilen tazminatın ayılı dosyasıyla icraya konulduğunu ve takip sonunda 19.08.2010 tarihinde anapara ve faiziyle birlikte hükmolunan bedelin finans kuruluşuna ödendiğini, müvekkilinin hasar bedelinin ödenmesi gereken 16.08.2009 tarihi ile 19.08.2009 tarihi arasında geçen sürede aracı işletemediği için taksitleri ödeyemediğini, bu nedenle finans kuruluşunun müvekkilinin ödediği bedeller dışında 184.150 TL daha alacak tahakkuk ettirdiğini ve müvekkiline icra takibi başlattığını, bu durumda sigorta şirketinin ödediği faizin müvekkilinden talep edilen meblağı karşılamadığından BK'nun 105.maddesi kapsamında faizle karşılanmayan zararı davalıdan talep ettiklerini ileri sürerek fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000 TL'nin 16.08.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu poliçede sigortalının . olduğunu, davacının ise sigortalı olmadığından bu davayı açma hakkının bulunmadığını, davacının hiçbir zaman dava konusu makinenin maliki olmadığını, ayrıca davacının arafı da olmadığını,tarafından açılan 2009/513-2010/411 sayılı kararının sonucunun beklenmesi gerektiğini, dava konusu makinenin maliki tüm zararlarının karşılandığını, müvekkili sigorta şirketi açısından munzam zararın şartlarının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sigortalı makinenin dava dış özleşmesi kapsamında kiralandığı, sigorta poliçesine göre sigortalının dava dışı olduğu, sigorta tazminatının geç ödenmesinden dolayı faizle karşılanmayan bir zarar varsa, bu zarar dava dışı sigortalı malın maliki olan akkı olacağı sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan davacının munzam zarar talep etme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy